Kadir Mısıroğlu’nun Atatürk Düşmanlığı Hakkında

Kadir Mısıroğlu kimdir? Kadir Mısıroğlu’nun araştırmaları, yazıları ve biyografisi…

24 Ocak 1933 tarihinde Trabzon’un Akçaabat ilçesinde dünyaya gelen; Kadir Gecesinde doğduğunu iddia eden Kadir Mısıroğlu, ilk ve orta eğitimini Akçaabat’ta tamamladıktan sonra liseyi Trabzon’da ve üniversite tahsilini ise İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamladı. Üniversitede okuduğu esnada; “Vefa”, “Seyhan”, “Karadeniz” ve “Yıldız” gibi talebe yurtlarını açtı ve işletti. Tahsil hayatının sonrasında gazete ve dergilerde takma isimlerde yazılar yazan Kadir Mısıroğlu, bir süre boyunca Toprak dergisinde yazılar yayınladı. 1964 yılında kaleme aldığı “Lozan Zafer mi, Hezimet mi?” adlı kitabının 1970 yılındaki ikinci baskısı, 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun kapsamında toplatıldı ve yazar hakkında dava açıldı. Açılan söz konusu bu dava, 1974 senesindeki Genel Af kanunu ile bir karara varılmadan düşmüştür.

Ortaokul ikide okuduğu sırada 1948 yılında talebe arkadaşları ile ATATÜRK aleyhine ileri geri konuşup hakaretler edince okul yönetimi tarafından bir haftalık uzaklaştırma cezası alır. Yine lisede okuduğu sırada namaz odasında asılı bir takvimdeki Mustafa Kemal ATATÜRK resmini yırtmaktan dolayı da 3 gün uzaklaştırma cezası alacaktır.

Kadir Mısıroğlu’nun Yurt Dışına Kaçışı ve Vatandaşlıktan Çıkarılması

1961’de Aynur Aydınarslan ile nikahlanan Mısıroğlu’nun; Abdullah Sünusi (1963), Fatıma Mehlika (1965) ve Mehmet Selman Mısıroğlu (1973) adında 3 çocuğu dünyaya gelir. Mehmet Selman Mısıroğlu 10 Ekim 2014’de vefat eder. 1970’in Ocak ayında Milli Türk Talebe Birliğinde verdiği Harf Devrimi adlı konferansı yine davalık olacak, mahkumiyet kararı verilecektir. Sebil adlı dergide kaleme aldığı yazılarından dolayı hakkında sayısız kez dava açıldı. Davalardan kurtulabilmek için 1977 senesindeki seçimlere Milli Selamet Partisinden mebus adayı olarak katılsa da listede ikinci sırada olduğu için seçilemedi. 12 Eylül 1980’de gerçekleştirilen askeri darbe ile, hakkındaki bazı suçlardan dolayı tutuklama kararları verilince yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. Devam eden yıllarda ailesini Almanya Frankfurt’a yanına getirtti ve vatandaşlıktan çıkarıldı. Almanya’da camileri dolaşacak kurduğu sucuk fabrikası için Müslümanlardan para toplamaya çalışacaktır. Her konuşmasında şeriatı savunan Mısıroğlu’nun o yıllarda Mısır ya da Arabistan yerine Almanya’ya gitmesi (kaçışı) ilginçtir.

Cüneyd Emiroğlu mahlası ile ilki 1972 – Perili Köşk (Masal) olmak üzere 8 kitap yazar. Hukuk okumasına rağmen tarihçiliğe merak saracaktır. 

Kadir Mısıroğlu İngilizlerden Vatandaşlık Dileniyor

Türkiye vatandaşlığından çıkarılmasının ardından İngiliz gemisiyle kaçan atası Vahdettin gibi Birleşik Krallık’tan siyasi iltica hakkı talep eder. Bu hakkı kazanabilmek adına, 7 Eylül 1983 tarihli kararın yayınlandığı Resmi Gazete’yi kaynak olarak gösterecektir. Devam eden yıllarda ailesinden kendisine kalan gayri menkuller hazinece üç beş kuruşa satılır. Ailesiyle beraber yaşarken; Londra’da yaşarken yüklü para kazanmasını sağlayacak bir iş kuramadığından bir buçuk yıl sonra mecburen kaçtığı Almanya’ya geri dönecektir. 11 yıllık gurbet hayatından sonra 1991 senesinde Türkiye’ye geri dönen Kadir Mısıroğlu, çalışmalarına, Atatürk düşmanlığına devam etmektedir.

Kadir Mısıroğlu’nun Hac paralarını Uçurması

Ortadoğu gazetesi yazarlarından Yücel Bulut, 1963 yılında, ilk Hac ve Umre Organizasyon şirketinin kurucularından Prof. Dr. Mehmet Müftüoğlu’nun Kadir Mısıroğlu ile ortaklık yaptığını ancak şirketin idaresini bıraktığı Kadir Mısıroğlu’nun kasayı boşaltarak Bebek’ten ev aldığını iddia eder. Konu Adliyelik de olur. Tüm birikimini kaybeden İlahiyat Profesörü Müftüoğlu derhal mahkemeye koşar. Mısıroğlu ve diğer muhatap İhsan Toksarı aleyhine davası açar. Alacak davasını kazanır da! Lakin bu parasını tahsil etmesi mümkün olmaz.

Kadir Mısıroğlu’nun Deli Raporu

Cerrahpaşa Hastahanesi Psikiyatri Kliniğinden 1974 Mayısında çıkarılan umumi afla salıverildiği iddia edilen Mısıroğlu, hakkında “deli raporu var” iddiasında bulunanların ve deli raporlu olduğunu ispatlamayanın şerefsiz, müfteri ve alçak olacağını yazılarında ve konuşmalarında belirtmektedir. Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı’nın başkanı olarak her cumartesi Cumartesi Sohbetleri adıyla konuşmalar yapmaktadır.

Aşağıda paylaştığımız sözler Tarihçi Yazar olduğunu iddia eden, “keşke yunan galip gelseydi” diyen Kadir Mısıroğlu‘na aittir: “Mustafa Kemal ile İngilizler hilafeti kaldırmak üzerine anlaşmıştı. Anti-Kemalistim, Şeriatçıyım; Kemalist olmaya da mecbur değilim! Mustafa Kemal Allah’a savaş açtı. O İslam’ın meşalesini söndürmek için uğraştı. O öyle bir ateistti ki, 1930’da Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul edecekti fakat Hıristiyan akidesini inceledi ve beğenmedi. Türkiye her meselesini Şeriat ile halleder. Mustafa Kemal Allah’a savaş açtı. Hiçbir zaman Atatürk kelimesini kullanmadım, benimle aynı dönemde yaşamış bir adam nasıl benim atam oluyor, burada bir ahmaklık var, burada bir dalkavukluk var, burada bir manyaklık var, burada itibara doymazlık var. “

Mısıroğlu’nun, 2017’daki bir konuşmasında Atatürk’ün heykellerini kastederek “Heykellerin köpek leşi gibi sürüklendiğini göreceksiniz” ifadesi, geldiği son noktayı göstermesi bakımından ibretliktir. Hakkında fesli maraş dondurmacısı yakıştırması yapılmaktadır. Kravat üzerine fes takması ayrı bir ironidir.

No Responses

Bir Cevap Yazın