Adile Naşit’i Toprak Kabul Etmemiş

Adile Naşit; 17 Haziran 1930’da İstanbul’da doğar. Babası komedyen Komik-i Şehir Naşit’in vefatı sonrası tahsil hayatını bırakan Adile Naşit, 14 yaşında İstanbul Şehir Tiyatroları Çocuk Tiyatrosu’na girer. Annesi, Ermeni tiyatro oyuncusu Amelya Hanım’dır. Sinema, Tiyatro ve Televizyon oyuncusu ve son yıllarında da Masalcı Teyze olarak tanındı. Sanat hayatına, Seyfi Havaeri’nin rejisörlüğünü yaptığı 1947’deki Yara filmi ile giren Naşit, aramızda ayrıldığı 1987 yılına kadar toplamda 84 projeyle ekran önünde kaldı. 1976’da İşte Hayat adlı filmdeki performansıyla Antalya Altın Portakal Film Festivalinde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanan usta, 1978’deki tiyatro ve müzikal performansı ile de dikkat çekti.

Ağabey Selim Naşit ve 1950’de evlendiği ilk eşi Ziya Keskiner de tiyatro sanatçısıdır. Şen Sazın Bülbülleri, Hisseli Harikalar Kumpanyası ve Neşe-i Muhabbet gibi müzikaller günümüzde bile zevkle izlenir. Kendine has kahkahası, tiplemesi ve üslubu ile dönemine damgasını vurdu.

Daha çok Kartal Tibet ve Ertem Eğilmez’in güldürüleriyle; Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı ve Münir Özkul ile oynadığı filmlerdeki “Anne” rolleri ile tanınan Adile Naşit, tek çocuğu 16 yaşındaki Ahmet’i bir kalp rahatsızlığı sonucu ameliyat masasında kaybettikten sonra iyice çocuklara yöneldi. Kalbi delik olan Ahmet’in kalp ameliyatı müspet geçmesine rağmen devamında fenalaşarak komaya girmiş ve kurtarılamamıştır.

Adile Naşit Nasıl Öldü?

İstanbul Alman hastanesinde geçirdiği bağırsak ameliyatı sonrası; yüksek şeker, dolaşım bozukluğu ve iltihaplar sonrası durumu ağırlaşan Adile Naşit, 11 Aralık 1987’de doğduğu şehir İstanbul’da 57 yaşında aramızda ayrıldı. Cenazesi 13 Aralık 1987’de Şişli Cami’nde düzenlendi. Öğle namazının ardından Karacaahmet Mezarlığına defnedilmiştir. Adile Naşit’in bakımını üstlenen Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, ünlü sanatçının kanserden öldüğünü açıklar. 20 ve 54 yaşında rahatsızlığı nedeniyle iki ameliyat daha geçirmiş oyuncunun uzun süredir tedavisine devam edilmektedir. Operasyon sonrası Naşit’in vücudundan bir kaç kiloluk ur çıkarılmıştır. Kanser, Ağabey Selim Naşit’in peşini bırakmaz ve 2000 senesinde oyuncuyu aramızdan alır.

adile-nasit-foto adile-nasit-kimdir adile-nasit-selim-nasit

Adile Naşit’in Hayatından Notlar

  • Her oyuncu gibi borçlu yaşar ve ölür. Alacakları olmasına rağmen film şirketlerinin peşinden koşmaz.
  • 1976’da İşte Hayat performansıyla, Altın Portakal Film Festivalinde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı.
  • 1952’de; Ziya Keskiner’den dünyaya gelen tek çocuğu Ahmet, ilkokul 2’ye geldiğinde rahatsızlanacaktır.
  • 1966 parası ile 100 bin lira, yardımlarla bulunur ve Ahmet Naşit Keskiner, Minnesota’daki Mayo Clinic’e gönderilir.
  • 15 yaşındaki oğlunun ölümünü İzmir’deki bir oyun öncesi alan Adile Naşit, habere rağmen sahneye çıkar.
  • Adile Naşit o gün; Gazanfer Özcan – Gönül Ülkü Tiyatrosuyla İzmir’de turnedeydi.
  • Adile Naşit, 1982’nin Temmuz ayında, hayatının en kötü ikinci haberini yine İzmir’de aldı.
  • 32 yıllık eşi Ziya Keskiner’in ölümünü, “Sezen Aksu Aile Gazinosu” komedisinin birinci bölüm arasında öğrendi.
  • Adile Naşit, daha sonra 16 Eylül 1983’da Cemal İnce ile gizlice evlenecektir.
  • Yeğeni tiyatrocu Naşit Özcan, oyuncunun her gece ağladığını ve oğlundan bahsetmediğini anlatmıştır.
  • En büyük korkum ölüm diyen oyuncu; “Aklıma getirdiğim an her tarafım titriyor.” dermiş.

Adile Naşit’i Toprak Kabul Etmemiş

adile-nasit-kanserİğrenç söylentiye göre; hakkında seks filmlerine oyuncu bulduğu dedikodusu yayılan Adile Naşit’in defni sırasında yakınlarından biri – ki bunun ağabey Selim Naşit olduğu söylenir, kimlik ya da pasaportunu mezara düşürür. Uzun süre de bulunamayınca, mezarda olabileceği tahmin edilerek kabir alelacele açılır. Hikayeye göre akrabaları manzara karşısında şok olurlar. Adile Naşit’in vücudu yanmış, ağzı ayaklarına kadar uzamış ve bedeninin üzerinde de kocaman bir yılan varmış! Adile Naşit’in çok güldüğü için bu sonu yaşadığına inanan meczuplar bu durumu Adile Naşit’in çektiği (!) kabir azabına bağlarlar. Şunu da belirtelim, mezar açmak uzun izinler ve prosedürler gerektirir. Her önüne gelen yakını dahi olsa şunu aç bunu aç diye mezar açtıramaz.

Her ne hikmetse bu kadar mühim olayların yaşandığı sırada gazeteciler dahil kimsenin aklına bir fotoğraf çekip durumu belgelemek gelmez. Bu da olayın ne kadar saçma olabileceğine ispat bir başka ayrıntı olabilir.

Bir önceki yazımız olan Acıların Kadını Bergen Nasıl Öldürüldü? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir