Atatürk ve Moda | Kusursuz Giyim Zevki

Atatürk en zorlu savaş günlerinde dahi gayet güzel ve temiz giyinen, kıyafetlerini kendisine yakıştıran bir devlet adamı ve liderdi. Sadece Lozan Antlaşmasının imzalandığı haberini aldığı gün zorla paşalar tarafından çağrılmış, haberi de merak ettiği için “mutlu haber vereceğiz” ısrarları karşısında misafirlerinin karşısına bornozla çıkmak zorunda kalmış! Bu örnek dışında Atatürk’ü sakallı, kir pas içinde görmek mümkün değildir. Böyle bir tane dahi fotoğrafı yoktur! Ata, hastalığının ilerlediği günlerde dahi yaverinden günün İngiliz modasını öğrenmesini ve ona uygun kıyafetleri kendisine hazırlanmasını ister. Atatürk o sıkıntılı günlerinde bile İngiliz konuklarını saks mavisi ceket, beyaz pantolon, jakarlı lacivert kravat, beyaz ayakkabı ve Kılıç Ali’nin armağanı kasketle karşılıyor. Hatta daha gençliğine gidelim; Abdülhamid han’ın dahi Atatürk’ü görünce yaverlerine ”bu yakışıklı subay da kim” diye sorduğu rivayet edilir. “Protokol yarı devlettir” düşüncesiyle resmi kıyafetlerine azami önem gösteren Ata, giyim kuşama son derece önem verirdi.


Paris’te Bibliotheque National’de Atatürk’ün Chanel’e verdiği siparişlerin belgeleri mevcuttur. İleri görüşlü bir devlet adamı olan Atatürk, bu modacının başarısını daha o günlerde sezer ve askerlerimizin kıyafetlerini tasarlatır. TSK ve paşalar 1945’e kadar bu tasarımları giyer. 1930’ların balo fotoğrafları; generallerin ve askerlerin kusursuz giyimlerini özetler nitelikte. Yüksek rütbeli subaylar katafalkının etrafında – son görevlerinde yine Dünya’nın hayran olacağı bu modacının tasarımları ile Ata’yı uğurlarlar. Ülkede ve yurt dışında özel modacıları olan Atatürk; “Ayakta iskarpin, potin; pantolon, yelek, gömlek, kravat, ceket ve bunları tamamlamak için başta siper-i şems’li serpuş. Bunu çok açık söylemek isterim.” diyerek, “beynelmilel kıyafettir” dediği giyim zevkini ülke insanına sunmaya gayret eder.

İtalyan kesim takım elbiseler, düzenli ayakkabı seçimleri, şapka’da uyum, basit ve düz renkleri birleştirmedeki başarısı; Türk modacı Faruk Saraç tarafından, “meslek hayatımdaki en önemli gün” denerek defile ile sergilenir. Bu iş için iki yıl boyunca arşiv fotoğraflarının tarandığı belirtilmiştir.

Sonraları reisi cumhur olacak Celal Bayar, maliye bakanlığı yaptığı dönemdeki bir anısı şöyle aktarır: “1932’de Londra’da bir ‘para konferansı’ düzenleniyor. Ülkemizi temsil etmek üzere Celal Bayar’ın başkanlığında bir heyet yurt dışına gidecek. Bayar, yolculuk öncesinde Atatürk’ü ziyaret ederek emri olup olmadığını soruyor. Ata da, Burberry kumaş istiyor. “Bir de kendine al, diktirip giyelim beraber Celal Bey” diye de ekliyor. Biraz da sitemli : “Ne yapalım, o ayarda kumaş yapamıyorsunuz.” Oysa o yıllarda Hereke’deki fabrikada bu firma adına kumaş üretilmekte, damgası vurulmakta. Atatürk’e bir şey söylemiyor Celal Bayar, “Hay hay emredersiniz” demekle yetiniyor. Sonra fabrika müdürünü çağırtıyor, üçer metrelik iki parça kumaş hazırlatmasını istiyor, Londra’a dönüşü alacağını söylüyor. Konuşmalarını kimseye anlatmaması için de dikkatle uyarıyor. Konferans dönüşü Atatürk’ün yanına çıkıyor. Kumaşı dikkatle inceleyen Atatürk, “Söyle bakalım Celal Bey, bunu memleketimde ne zaman yapacaksın?” diyor. Bayar, ayağa kalkarak, “Memleketimizde yapıldı Gazi Hazretleri. Buyurun bakın, Hereke!” diye yanıt veriyor.

Zor giyilebilen ve taşınabilen pelerin de ilk kez Ata’nın omuzlarında görülür. Jokey pantolonlar, ipek ya da keten gömlekler, robdöşambr; panama, silindir, melon, kasket şapkalar, rugan ayakkabılar, sandalet, yaka iğnesi, kaşkollar, kurt kürkünden eldivenler, aksesuar olarak baston, yelekte köstekli saat – cebinde mendil, frak ve smokinler yine Atatürk’ün giyim zevkini aktarırken sizlere sunabileceğimiz bir kaç örnek.

Atatürk’ün giyim zevki umarız bazılarına örnek olur!

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir