Bitlisli Belkıs Hakkında İlk Defa Duyacaklarınız

Bundan uzun yıllar önce Bitlis’in uzak köylerinde çocuklar hastalıklı doğmaya başlar sebebi bilinmez. Çocukların bir kısmı el ve ayakları olmadan bir kısmı da tek gözlü veya yılan derisine sahip şekilde doğmaktadır. Malumunuz her zaman engelli çocukların dünyaya gelme ihtimali mevcuttur. Bu hayatın da bir parçası. Fakat Bitlis’te yaşanılan ve sizlere nakledeceğimiz olay bundan çok daha farklıdır.

Yenidoğanların neredeyse hepsinde bu sorunlara rastlanmaktadır. Köylüler üstlerinde bir bela yahut bir lanet olduğunu düşünmektedir. Buna bir çare aramak isteyen bölge halkı Bitlis’te büyücülüğü ile tanınmış bir kadına gitmeye karar verir. Bu kadın, köylülerin Belkıs Ana olarak isimlendirdiği ve meşhur Dabbe filminde bize Bitlisli Belkıs olarak tanıtılan kadındır.

Hasan Karacadağ’ın rejisörlüğünü yaptığı Dabbe serisinin 5. filminde konu edilen Bitlisli Belkıs, musallata uğramış bir kıza yardım etme amacıyla karşımıza çıkar. Fakat ilerleyen karelerde Bitlisli Belkıs’ın yardım gibi bir niyetinin olmadığı ve aslında şeytani emeller beslediği görülür. Naklettiğimiz gerçek olaylar da neredeyse bire bir aynıdır. Filmde Bitlisli Belkıs olarak tanıtılan gerçek hayatta ise bölgede Belkıs Ana olarak künyelenen bu kadının geçmişi hakkında pek fazla bilgi kaynaklarda ne yazık ki yok.

Genel olarak yaşanan olaylar şöyle anlatılabilir. 60’ların ortalarında Bitlis’te meydana gelen ve bir çok çocuğun hastalıklı bedenlerinin eksik doğması gibi sorunlar nedeniyle köylüler bir belanın lanetin üstlerine çöktüğünü düşünerek Belkıs Ana’dan yardım dilerler. Bitlisli Belkıs köylülere yardım sözü verir. Köylülerin günahları yüzünden başlarına bir bela çöktüğünü ve her ailedeki çocuğun yanına getirmesini ister.

Bitlisli Belkıs Hikayesi

Bu olayların şahitlerinden birinin resmi kayıtlarındaki ifadesi şöyledir. Ben kendisini bir kez gördüm. Şahsın mübarekliğine ve ilmine anlatacağım şekilde oldum. Bir gece yeni doğmuş hastalıklı çocuklardan biri yine kendisine getirildi. O da diğer çocukların analarını evinin bahçesine topladı. 10-15 kadar kadın Belkıs’ın evinin bahçesinde durmuş elde Kur’an-ı Kerim tek bir ağızdan Belkıs’ın kendilerinden istediği ayetleri okuyorlardı.

Onlar bunu uygularken Belkıs Ana’da yeni doğmuş ve iki gözü de olmayan bir bebeği beşiğin içinde köylülerin önüne oturttu. Çocuğun gözleri ne yazık ki yoktu. Gözlerin olması gereken yer alınla bütünleşmiş gibi deriyle kaplıydı. Çocuğun yüzüne göz şekilleri çizdi ve tuhaf yazılar karalamaya başladı. Bir kaç dakika sonra ise ilk kez duyacağım sözler okuyup gitgide yükselen bir sesle bağırmaya başladı.

Allah’ım o esnada kara bir gölgenin beşiğe doğru geldiğine oradaki bütün kadınlar da bizzat bende şahit oldum. Bu siyah gölge çocuğu alıp hızla kaçırdı. Oradaki herkes çığlık çığlığa bağırıp dağıldık. Hiç birimiz böyle bir olaya daha önce şahit olmamıştık. Duyduğuma göre aynı hadise başka çocuklar ile 4-5 kez tekrarlanmış. Bu çocukları böyle alıp götüren siyah gölge neyin nesiydi nasıl bir güç böyle bir şey yapabilirdi.

Bitlisli Belkıs tarafından alınan çocuklardan birinin babasının verdiği ifade ise şöyledir; İki çocuğumuzun ikisi de hastalıklı doğmuştu. Çocuklarımdan birinin elleri de kolları da yerinde değildi. Diğerinin ise ALLAH düşmanımın başına vermesin derisi yılan derisi gibi dili ise tıpkı yılan gibi çatallıydı. Bitlisli Belkıs olarak bildiğimiz ve bizim gibi hastalıklı çocuğu olanları iyi eden bir hoca olduğunu duyunca köye gidip başımıza geleni anlattık.

Bizden para yahut başka herhangi bir şey talep etmedi. Ama bizden yeni doğmuş olan ve derisi yılan derisine benzeyen çocuğumuzu isteyerek üstümüzdeki bela ve lanetin gitmesi için vermemizi yüce Allah’ın izniyle sonra doğacak çocukların sağlıklı olacağını söyledi. İsteklerine ek olarak bir domuz öldürmemi ve derisini yüzüp ona getirmemi aynı zamanda domuzdan akan kanı her akşam yatsıdan sonra birer kaşık içmemizi söyledi.

Dediklerini aynen yaptık, domuz kanını hangi gece içsek sabaha kadar evimizin içinde bir takım ayak sesleri duyuyorduk. Sanki birileri kaçarcasına evin içinde koşuyordu. Karım uyurken kendi kendine Bismillah Bismillah diye bağırıp devamında haşa Allah’a küfürler ederek uyanıyordu. Sonrasında söylediği günde çocuğumu ve domuz derisini Bitlisli Belkıs’a götürdüm. Evinde bizim gibi hastalıklı çocukları olan aileler vardı.

Getirdiğim domuz derisini yeni doğmuş çocuğun üzerine sardı. Deriye de bir takım Arapça harfler yazdı. Bunu yaparken bana dönüp, “oğlunu bu belayı kaldırmak için feda ediyor musun” diye 3 kez sordu. Bende ediyorum diye cevap verdim. Allah’ım toplandığımız odanın kapısı kendi kendine açıldı. Siyah bir gölge beşikteki domuz derisine sarılı bebeği alıp götürdü. O gölgenin ne olduğunu anlamadıysak da odadaki kadın erkek herkes bağırışarak kaçıştı.

Çocukları ellerinden alınan köylüler aradan bir kaç sene geçmesine rağmen yeni doğanların da hastalıklı olması ve hayatlarının daha da kötüye gitmesi başlarının beladan kurtulmaması üzerine toplanır. Bitlisli Belkıs adlı kadının evine yeniden giderler. Fakat onu evinde bulamayacaklardır. Anlatılanlara göre eve girdiklerinde şahit oldukları şeyler bir çok kişinin köyü terk etmesine neden olmuş. Çünkü Bitlisli Belkıs’ın evi sanki yıllardır kullanılmamış içerisinde kimse yaşamamış gibidir.

Evde bulunan eşyaların üzerini kalın bir toz tabakası kaplıdır ve Belkıs Ana’dan hiçbir iz yoktu. Bu çocuklara ne olmuş bu insanlar nereye gitmiştir. Bu konuda jandarma kayıtlarında köy muhtarının anlattıkları şöyledir.

Köylüler oldukça sinirliydi. O kadar insan başlarındaki bela kalksın diye çocuklarını feda etmiş ancak hayatları daha da kötüye gitmişti. Çevre köylerden toplanan 20-30 kişi kapımı çalarak Bitlisli Belkıs’ın evine giderken refakat etmemi söylediler. Bende köylüyle birlikte Belkıs Ana’nın evine giderek seslendim. Kapı kilitliydi, açan da olmadı. Kapıyı kırarak içeri girdik. Yanımdakiler Allah Allah deyip korku içinde kaldı. Evde sanki kimse yaşamamış gibi bir haldeydi. Daha bir kaç gün öncesine kadar herkesin girip çıktığı bu evde bir tek canlı izi dahi yoktu. Eşyaların üstünü tamamen toz kaplamıştı. Biz de durumu askere haber verdik ve siz geldiniz.

Jandarma yapmış olduğu araştırmada böyle bir kadının yaşadığına dair hiçbir evrak bulamadı. Bitlisli Belkıs o alanda bir çok insanın hayatını karartmasına rağmen hiç yaşamamış gibi kendisine hatta kendi anne ve babasına dair hiçbir bilgiye rastlanmamıştır. Bu nedenle bugün bu olaylara şahit olmuş bir çok insan Belkıs Ananın çocuk sahibi olamayan ailelere yaptığı büyüler nedeniyle bu topraklara gelmiş insan şeklinde bir cinni bir ifrit olduğunu düşünmektedir.

Bitlisli Belkıs’ın büyülerinde kullandığı ve bir takım gölgeler tarafından insanların gözü önünde kaçırılan çocukların başlarına ne geldiği ise hala sırrını koruyor. Fakat Bitlisli Belkıs hakkında bugüne kadar gelmiş tek bir fotoğraf var. Allah onun gibi belalardan şerlerden hepimizi korusun.

Bitlisli Belkıs Hakkında İlk Defa Duyacaklarınız başlıklı bu yazımızda sizlere; bitlisli belkıs köyü, bitlisli belkıs hikayesi, bitlisli belkıs hoca, bitlisli belkıs gerçekte kimdir, bitlisli belkıs ve oğlu harun, bitlisli belkıs ve harun, bitlisli belkıs ana kimdir, bitlisli belkıs hangi köy arama sonuçlarıyla alakalı bilgiler vermeye gayret ettik umarım beğenirsiniz.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]
Oylama için teşekkürler! Eminim bu başlıklar da ilgini çekecek:

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir