Cahiliye Döneminde Uygulanan Nikah Çeşitleri

Nikah-ı Muta: Çok bilinen bu nikah çeşidinde belli bir ücret bedel karşılığında, yine belirlenen bir süre için (1 saat, 1 ay veya 1 sene gibi) şahit şartı aranmaksızın, cinsel yönden istifadeyi ifade eden sözlerle yapılan nikaha muta denir. İslâm’dan evvel zina ve geçici bir süre için nikahlanma çok yaygın idi. İlk Müslüman kimseleri bu sapkın gelenekten uzaklaştırmak ve evlenme imkanı elde edinceye kadar kolaylık sağlamak üzere Hz. Peygamber (s.a.v) mut’a nikâhına müsade vermiş, sonrasında ise yasaklamıştır.

Bu izin ve yasaklamanın sonrasında Mekke’nin fethi senelerinde tamamen men edildiği kaynaklara yansır. Sahabenin ileri gelenleri ve dört mezhep imamları son yasaklamanın müebbet olduğunda ittifak eder. İbn-i Abbas RA bunun, domuz eti yasaklanmasındakine benzer şekilde gerekliliğe bağlı olduğunu beyan etmiş; kötüye kullanıldığını fark edince bu fetvasından rucu ettiği de eklemiştir. Buna göre islâmi evlilik bir kaç süreliğine gönül eğlendirmek ve tatmin amaçlı değil, bir yastıkta kocamak, çocuk sahibi olmak, yüce Allâh’a (CC) tam olarak kulluk ve yardımlaşmak niyetiyle yapılır. 

Nikah-ı Makt : Dul kalan kadın kocasının mirasına dahil olurdu. Kişinin karısından da çocukları varsa en büyük oğulun babasının karısına başkasından daha çok hak sahibi olduğuna inanılırdı. Eğer üvey annesi ile nikahlanmak istiyorsa onun üzerine bir elbise atar ve onu sahiplenirdi, bu da ne yazık ki bir zamanlarda genel bir uygulama şeklini almıştı.

Nikah-ı Şığar : Takas evlenmesi anlamına gelmekte. İki kişi aynı orandaki mehirle, kızlarını birbirine evlenmek üzere vermeyi taahhüt ederler. Kadına verilmesi gereken mehirden baba ve kocalar istifade etmiş olur. Burada nikah anlaşması geçerlidir lakin şart geçersizdir ve mehir dile getirilmediğinden mehr-i misil gerekir. Şigar da denen bu evlilik şekli mezhep imamlarımızın; Ahmed b Hanbel, İmam Mâlik ve İmam Şafiî’ye göre fâsiddir yani doğru olmayandır. 

Nikah-ı İstibda : Kendi soyunu beğenmeyen ve bunlardan daha soylu ve daha akıllı bir evlat sahibi olmak isteyen adam, karısını meziyetleriyle tanınmış bir erkeğe kendi isteğiyle gönderir. Kadın gebe kalır ve evine döner. Koca gebelik kesin belli oluncaya kadar karısına yaklaşmaz. Doğan çocuk kocadan olmuş sayılır ve mirasçısı olurdu.

Grup Evlenmesi : Sayıları onu geçmeyen erkekler, aynı kadınla cinsel münasebette bulunurdu. Kadın, gebe kalıp çocuk doğurursa, doğumdan bir süre sonra ilişkiye girdiği erkeklerin hepsini davet eder ve onlara şöyle seslenirdi: Benimle olan ilişkinizden doğan şeyi biliyorsunuz. Bir çocuk sahibi oldum. Erkeklerden birine dönüp hitap ederek: “Ey falanca, çocuğuna istediğin adı koy” derdi. Bu andan itibaren o kimse çocuğun babası olur ve babalığı red edemezdi.

Serbest Birleşme : Bir nevi fahişelik de denmekte. Bazı kültürlerde kadınlar bütün erkekleri kabul ettiğini kapılarına bayrak asarak duyururdu. Bir çocuk doğurunca bütün müşterilerini toplar ve “kaif” adı verilen yetkin (!) bir kimse çocuğun babasının kim olduğunu tayin ederdi. Artık o kimse çocuğun resmi olarak babası olurdu.

Nikah-ı Bedel : İki erkeğin karılarını belirlenen bir süre için değiştirmeleridir.

Nikah-ı Hıdn : Erkek belirlediği bir ücret karşılığında süreli olarak birlikte yaşamak için kadınla anlaşırdı. Bu bir nevi metres hayatı şeklinde olan bir birleşme şekliydi.

Deneme Evlenmesi : Kadının görüştüğü bir dostu varsa ve bundan bir çocuk peyda etmişse , sözleri üzerine kadın o kimseye nikahlanırdı. Bu bir çeşit deneme olarak evlenmeydi.

Muvakkat (Geçici) Nikah: Şahitler önünde yine belli bir süreliğine evlilik ifade eden sözlerle yapılan nikaha denmektedir. Bu tip nikah muvakkatlık sebebiyle geçersizdir. 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir