Cinler Hakkında Bilgiler | Cin Çarpması Nedir

Manevi dünyada gözle görülmeyen ruhani varlıklar üçe ayrılır. Hayırlı olan ve yüce Allah’ın buyruklarından çıkmayan ve insana yardımcı olan melekler, bizleri aldatan ve şerre iten şeytanlar ve hem hayırlıları hem de şerlileri bulunan cinler. Kur’an-ı Kerimde cinlerden bahseden, yirmi sekiz ayetten oluşan ve Cin süresi diye bilinen bir sure mevcuttur bildiğiniz üzere. Burada da ifade edildiği gibi, cinler çeşitli gruplara bölünmüşlerdir. Cinlerin bir kısmı Müslüman bir kısmı da kafirdir. Kafirler cinlerin nüfus çoğunluğunu oluştururlar. Mümin olanları, müminlerle beraber cennette, kafir olanları da kafirlerle beraber cehennemde kalacaklardır. 

Allahü teâlâ (CC), Kuran’da mealen şöyle buyuruyor: Cinleri ve insanları ancak beni bilip ibadet etmeleri için yarattım. (Zâriyât sûresi: 56) Cinlerin mutlak gayba yani geleceğe dair bilgi ve malumatları yoktur. Ancak hayat sürelerinin uzunluğu, ruhani ve manevi varlıklar olmaları, meleklerden haber çalmaları gibi sebeplerle, bizlerin bilemediği, geçmişe ve şu ana ait bazı olayları bilebilirler. Ancak bu durum, ateşten yaratılan cinlerin bizlerden daha üstün olduğunu göstermez. Yine Kuran’da bir ayette,”Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Sonunda) yere yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı” (Sebe’ 34/14) buyrularak, onların geleceği göremedikleri net bir şekilde ortaya konmuştur. Allah (CC) cinleri Hz. Süleyman’ın emrine vermiş, o da cinleri ağır ve meşakkatli işlerde kullanmıştı. Cinlerin Hz. Süleyman’la karşılıklı konuşması, onların gözle görülebilecek bir şekle girebileceklerinin ispatıdır.

Cinsiyetleri olan bu varlıklar tıpkı bizler gibi yer içer, evlenir çoğalırlar; doğar, büyür ve ölürler. Ancak ömürleri, insanlarınkine göre epeyce uzundur. Müslümanlar, bu varlıklardan zarar gördüklerini hissettikleri zamanlarda Hz. Peygamber’den öğrendiğimiz “Ayetü’l Kürsi, Felâk ve Nâs sûrelerinin okunması” tedbirlerle yetinmeli, cahil ve üfürükçü şarlatanların tuzağına düşmekten kaçınmalıdırlar. Neredeyse bin yıl önce doğan hekim İbn-i Sinâ, Kânun adlı eserinde Sara hastalığını izah ederken, durumdan bahsetmektedir. Diyor ki: “Hastalıklara bir çok maddeler (mikroplar) sebeb olduğu gibi, cinnin hasıl ettiği hastalıklar da vardır ve meşhurdur.” (Abdülhakîm Arvâsî) Her hastalık için kesinlikle önce hekimlere başvurulması gerektiğini altını çizerek ifade edelim.

Hazreti Adem (AS) yaratılmazdan önce, yeryüzünü îmâr etmeye vazîfeli olan akıl, şuur ve irâde sahibi olan cinler yeryüzünün hâkimi ve sâkini idiler. Hazreti Adem (AS) ile birlikte dünyada insanlık boy göstermeye başladıktan sonra hilâfet makamı insanlara geçti. Peygamberlerin bir çoğu cinlerle görüşmüş ve cinlere de peygamberlik yapmışlardır. Bir çok âyet insanlarla birlikte cinleri de kapsamına alır. Kur’ân cinlerin de kitabı, Hazreti Muhammed (SAV) cinlerin de peygamberidir. Cinlerin bazı zamanlarda uysal ve zehirsiz ev yılanı suretinde gözükebilmekte olduğuna işâret eden Hazreti Muhammed (SAV) bunların yılan zannedilerek öldürülmesini yasaklamıştır. Cinlerin; Allah’a inanan ve sığınan, ibadetini yapan, başı her dara girdiğinde yalnız Allah’tan medet isteyen ve etrafına zarar vermeyen maneviyatı güçlü insanlara yaklaşması ve zarar vermesi söz konusu olmaz.

Ölüm esnasında küçük çocuk şekline gelip toprağa düşüp kayboldukları rivayet edilir. Ticaretle uğraşanları vardır, sihir büyü yapanları da doktorları ve hocalık yapanları da vardır. İnsan, yılan, keçi, horoz, köpek şeklinde bizlere gözükebilirler. Kabileleri vardır. 5 ya da  7 kabileye mensup diye ayrılırlar. En kötü olanları Şeytana tapanlardır. Bunların işi gücü sadece kötülük yapmaktır ve Allah’a inançları yoktur.

Kendi aralarında; cinler, ifritler, hüddamlar, askerler, krallar, padişahlar ve komutanlar gibi değişik statüleri vardır. Gerçek görüntüleri farklı olmakla birlikte; yerden yürüyenleri, topraktan çıkanları, uçanları ve sırtları tabut şeklinde olanlarının olduğu ifade edilir. Enerjileri ve hareket kabiliyetler çok yüksektir. Kısa süre içinde mekan değiştirebilirler. Bu alemde ‘Soğan Kabuğu’ onların parasıdır. Erkek olana CİN, dişi olana ise Peri dendiği gibi bir inanış mevcuttur. Atlamadan belirtelim; bu makalede okuduklarınız bilgilendirme amaçlıdır. Kaynak olarak her zaman Kuranı Kerim ve Hadisler esas alınmalıdır.

Büyü ve Cinlerle uğraşarak maddi kazançlar sağlamak, onlara hükmedip iş yaptırmak günahtır. Bu işler ile uğraşan bir insanın öldükten ve gömüldükten sonra mezarını açtılar, manzara korkutucuydu. Böyle bir hocanın kolları bacaklarından uzundu.

Evinizin banyosu onların oturma odası, tuvaletiniz onların mutfağı, balkonunuz onların yatak odası olabilir gibi ifadeler (!) mevcuttur. En doğrusu hiç bir işi Besmelesiz yapmamaktır. Size musallat olduğunda yani siz onu bir şekilde rahatsız ettiyseniz; kazancınız, evliliğiniz bozulabilir.

Cin konusunda Kuran’ı Kerim kaynak olarak esas alınmalı.

 

Bir önceki yazımız olan Dövme Yaptırmak | İslam ve Diğer Dinlerde Hükmü başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir