Denizaltı Hakkında Merak Ettikleriniz

Denizaltı, suyun altında veya yüzeyde bağımsız halde hareket edebilen, adı savaşlarla özdeş bir deniz aracıdır. Denizaltında olduğu zamanlarda daha sınırlı bir yeteneğe sahiptir. Kelime itibariyle ve özet olarak, en yaygın haliyle; zaman zaman irice, tayfalara sahip, özerk gemi manasına gelir. Ayrıca bazı zamanlarda uzaktan idareli araçlar veya robotların yanı sıra daha küçük cep denizaltıları ve ortalama ya da küçük gemileri belirtmek için tarihi bir tanım yahut dilimize geçmiş bir tanımlama olarak da kullanılır. Donanma geleneği ile alakalı olarak, denizaltı çoğunlukla “tekne” olarak değil, boyutundan dolayı “gemi” olarak adlandırılır; TSK’da TCG- ön adıyla (TCG Atılay vb) adlandırılır.


Denizlerin altına zahmetsizce inebilmek – kolayca dalabilmek, deniz içi veya dibindeki maddi faydalardan yararlanabilme planlarının zamanın kısıtlı imkanları nedeniyle hayal törpüleyen binlerce yıllık bir geçmişi mevcuttur. Lakin denizlerin gizemli ve sırlarla dolu yapısından istifade ederek denizaltı araçlarını ordulara vurucu güç eklenmesi fikrinin Büyük İskender ile kurgulanmaya başladığı rivayet edilir. Felsefeci Aristo, Büyük İskender’in Tyre kentinin alınmasında kendisine 7 ay boyunca mukavemet eden bu denizci ve muharip güçleri mağlup edebilmek için fıçı benzeri su altı silahlarından istifade ettiğini yazar. 1465’te Almanya’da Kyeser ,1531’de İtalya’da De Lorena ve Osmanlı’da timsah biçimli bir tekne ile bir süre su altında kalanlar olmuştur.

Ayrıca insan zihninin ülkeler arasında denizler için sınırlar koyamaması, denizin sadece üstten değil aynı zamanda altından da korunması gerektiği denizaltılar için ana düşüncelerden olmuştur. 2.dünya harbinin belirleyici mukavemet unsurlarından birisi de, o yıllarda kullanılan denizaltıların manevra ve yeterlilik alanlarındaki gelişmişlik düzeyleri olmuştur. Teknolojinin evrilmesiyle beraber derinlik ve basınç analizlerinin basite indirgenmesiyle beraber, yapılan çalışmalarda ve şimdilerde güdümlü füzelerin de eklenişiyle denizaltıların bir kruvazor görevi yapabilmesi muharebelerde son derece caydırıcı bir unsur olmuştur. 

25 Nisan 1915 tarihinden itibaren Çanakkale Muharebelerinde, Marmara Denizi ve çevresinde en az bir denizaltı faaliyet halinde olmuştur. 1915 Mayıs ayının ortalarından itibaren ise deniz ikmal yolları, artan denizaltı faaliyetleri sebebiyle neredeyse tamamen kullanım dışı kalmış, ikmal ve takviyeler kara ulaşım yollarına bağımlı haline gelmiştir.

Statik dalış, denizaltıların dalışını oluşturan temel prensiplerden biridir. Denizaltı hareketsiz haldeyken; dizayna göre değişebilen, altı suya açık durumda yahut bir valfla kapatılabilecek dalış sarnıçlarına, tepedeki valf açılıp bünyesindeki hava kaçırılarak su alınması ve yüzme kuvvetinin azaltılması sağlanır. Ancak botun bünyesini etkileyecek şekilde sarnıçların dolması çok uzun bir aşamadır. Sadece aşağı-yukarı hareketler mevcuttur.

Denizaltı hakkında bilgiler:

Öte yandan dinamik dalış ise, denizaltı dalışını etkileyen bir diğer etkendir; baş-kıç ve sancak-iskele bordalarındaki kanatlara benzeyen dümenlere ve denizaltıya açı-meyil verilmek suretiyle, denizaltının ileri hareketiyle oluşacak su akış dinamiklerinin kullanılması ile uygulanan  dalıştır. Denizaltılarda dalış ve su içindeki duruş açısını yaratabilmek için tercih edilen dümenlere; baştakilere “baş ufki dümenler”, kıçta bulunanlara ise “kıç ufki dümenler” denmektedir.

Klasik (ya da dizel) eski tip bir denizaltının itici gücü, temel olarak 1890’larda geliştirilmiş Ward-Leonard sistemine dayanmaktadır. AC Motor-Jeneratör-DC Motor orijinal halidir. Söz konusu sistem, motorda en az verim kaybı üzerine kurulmuştur. Uygulanışı; dizel jeneratör & batarya & dc elektrik motoru üçlüsü şeklinde olur. İtici güç için dizel motorundan elde edilen elektrik enerjisi tercih edilir. Elektrik enerjisi bataryalarda toparlanır ve elektrik motorlarına aktarılır. Malumunuz su altında dizel motorlar çalışamayacağı için (ihtiyaç duyulan hava yüzünden) elektrik motorları ile harekete geçilir. Bataryalar tasarıma göre değişen çok sayıdaki pilden oluşmaktadır. Öyle ki bazı denizaltıların dalmış tonajının üçte birini bataryalar oluşturmaktadır.

Yüzeye çıkıldığı zaman dizel motorlara geçilir ve çalıştırılır. Bataryalar bu şekilde yüklenir. Aynı zamanda dizel motor gücüyle denizaltıya hareket sağlanır. Denizdeki bu seyir kademesine de yastıklama seyri denmektedir. Hem bataryalar şarj olacak, hem de elektrik motorları çevrilecektir.

Daha farklı ve yeni olan nükleer denizaltılarda, reaktörde meydana gelen ısı ile yüksek basınçlı buhar sağlanır. Bu basınçlı buhar, türbin ve bunlara bağlı jeneratörleri çevirerek itici gücü yaratır.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir