Ebola Virüsü Nedir? | Nasıl Korunabiliriz?

Ebola virüsü, özellikle zombili korku – kurgu sevenlerin son günlerde sıkça takip ettiği, hiç de şakaya gelmemesi gereken ciddi sağlık konularından biri haline geldi. Nedir, ne değildir; Afrika’nın batısından bize gelir mi, gelirse ölümcül müdür gibi sorular da sıkça medyada aranır hale gelince konuyla alakalı bir yazı kaleme almak da şart oldu!

Ağır bir seyir izleyen enfeksiyon hastalığı olan Ebola, “kanamalı ateş virüsleri” grubunda değerlendirilir, ölüm oranı %50-90 arasındadır. “Hastalığa yakalanan ve tedavisi (!) geciken iki kişiden biri ölüyor” gibi bir değerlendirme yapılabilse de en doğru açıklama mutlaka resmi kaynaklardan alınmalı. Yine de verileri paylaşmak isterim: Sağlık örgütleri, 2014 Ağustos ayına kadar Afrika’da tespit edilen 2.127 vak’anın 1.145’inde başarısız olduklarını bildirdi. Kanıtlanmış bir tedavi ve aşı ise ne yazık ki bugüne kadar bulunamadı. Allah vermesin ülkemize gelirse halimize nice olur düşünmek bile istemiyorum…

Sudan veya havadan geçmeyen Ebola virüsü; vücut sıvıları yoluyla yayılıyor. Dünya Sağlık Örgütünün ise deneysel ilaçlar kullanmak ve bunlara onay vermek dışında şu için elinden gelen bir şey yok. Hastalık, ismini 1976’da ilk olarak görüldüğü Zaire’deki Ebola nehrinden almış. Yüksek ateş, başağrısı, kusma ve sonrasındaki iç kanama ve şokla mortalite gerçekleşiyor. Hastalığın nasıl bir kaynaktan bulaştığı ise bilinmiyor.

Ebola virüsü hemen hemen grip ile aynı belirtiler gösterir; baş ağrısı, deri döküntüleri, ateş, öksürük, eklem ağrıları derken hastalar birdenbire kan kusmaya, kanlı ishal geçirmeye, ağzından ve gözlerinden kanamaya başlar ki hastalığın en ayırt edici semptomu budur. Hastalık tedavi edilse dahi vücut sıvıları ile sonradan tekrar aktif hale gelebiliyor… Hijyen ve temizlik en önemli düşmanıdır. Bu sebeptendir ki Ebola Afrika’da görülmekte… Şempanze, goril gibi primatlar da tarih boyunca telef olmuş.

Ebola Virüsü ve Tedavisi

Bulaşıcılığı AIDS’e göre çok yüksek olmasına rağmen – ölüm 7 ila 14 gün arasında çok çabuk gerçekleştiği için yayılma da buna bağlı olarak sınırlı kalıyor. Hastalık, insanın damarlarını şişirip patlatarak – iç ve dış kanama yoluyla öldürüyor. Newsweek’te 90’ların ortasında yayımlanan ancak bizim burada paylaşamayacağımız bir fotoğraf durumun korkunçluğunu daha net izah eder nitelikte… Zaire civarında bir köyde nüfusun yüzde 90’ı hastalık nedeniyle ölür. Gazeteciler bölgeyi inceler… Bir kulübede ise tavan ve duvarlar dahil her yer kan içindedir. Hasta “patlayarak” ölmüştür. Kulaklar gözler hatta parmak uçlarından bile kan fışkırmıştır. “Durum magazinsel bir kurgudur, hastalar organ yetmezliğinden ölür” teknik ifadesi ise yine hekimler tarafından yapılmış. İster patlayarak ister çatlayarak – ölüyorsunuz sonunda kardeşim. Ne acı… Afrika’ya işiniz düşerse; enfekte şempanze, goril, maymun, meyve yarasası ve antiloplara selam vermemeye dikkat edin zira hastalık bu hayvanlar üzerinden yayılıyor. Su ve sabunla temizlenin, ölü hayvanlara dokunmayın, bilmediğiniz etleri yemeyin..

Ebola hiç kuşkusuz tarihteki en ölümcül hastalık!

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir