Eski Toplulukların Cinlerle İlgili İnanışları

Her kesiminde kötü ruh ve cinlere inanılırdı. Bâbillilere bu inançlar Sümerlerden geçtiğinden lügat de doğal olarak Sümerceydi. Babillilerin “edimmu.” adını taktığı kötü ruhlar, ölüm sonrası kendileri için yeterli ayinlerin yapılmaması yüzünden dünyaya döndüğüne inanılan sitemkar ölü ruhlardı. Bunların sağa sola musallat olduklarına inanılmış ve kovulmaları için bizdekine benzer çeşitli yöntemlere başvurulmuştu.

Asurlulara ek olarak diğer Sâmî kökenli toplumlar cinlerin değişik sınıflarla aramızda bulunduğuna inanırdı. Günümüze kadar gelen “utukku” adlı bir şirret grup çöl tuzaklarıyla insanlara musallat için bekleyen; mezarlıkta dağlar ve ıssız denizlerde yaşayan kötü ruhlardan müteşekildi. “Gallû” dedikleri ikinci planda kalan cin kavmi ise cinsiyetsiz cinlerden oluşuyordu. “Rabisu” adı verilen sınıfın da ilki gibi gizlice insanlara tuzaklar kurduğuna inanılırdı. Ayrıca “labartu” dişi cinlerin zararlarından özellikle çocukları muhafaza etmek için boyunlara tılsımlı tabletlerden muskalar benzer nesneler asılırdı. Sâmî kavimlerinde kabul gören cin genel cin tasnifinden başka bir de yarı insan canavar tipli cinlere inanılırdı. Bunlardan “lilu” erkek, “lilitu” ve “ardat lili” ise dişiler olarak kabul edilirdi.

Eski Mısırlılarda, Mezopotamya ve Asya’dakine benzer sayılarda ve çeşitlerde cin görülmez. Asya toplumunun rüyalarına giren insan azmanı devasa cinler Mısırlılarda yoktur. Kertenkele, yılan, sürüngen, siyah vücutlu insan, yabani hayvan şeklinde yaratıklar olup firavun Ra’nın düşmanları sayılırdı. Meşhur Ölüler Kitabında nakledildiğine göre umumiyetle maymun, timsah ve yılan biçimli cinler diğer alemlere sık sık gidebilirdi. Kuşların göklerle alakalı cinler olduğuna da inanılırdı. Eski Mısırlılar sara ve delilik gibi akli rahatsızlıklara cinlerin neden olduklarına, büyücülerin cinler aracı kılarak kişilere korkunç rüyalar gösterebildiğine, hayvanlara dahi zararları olduğuna inanırdı.

eski toplumlar ve cinler

Eski Yunanlılardan şimdilere ulaşan meşhur kelime “daimon”, 2. dereceden tanrılara atfedilen bir isimdi. Grek mitolojisinde bu bağlantı insan üstü varlıklar için tercih edilir. Lakin ezoterik daimonlar da tıpkı bizler ve melekler gibi yüce Allah tarafından yaratılmış, inanan ve inanmayan varlıklar olarak neşredilmiştir. Batı eserlerinde cin için tercih edilen “demon” kelimesi, Tanrı’yla yaratılan arasında aracılık yapan yarı tanrısal manasında Ortaçağ sonlarının Latincesi ile Yunanca daimondan gelmiştir.

Slavların iyi ve kötü tabiatlı cinlere ve ruhlara olan inanışları günümüze kadar ulaşmıştır. Bu varlıklar tabiat, ev, hastalık ve rüyalar ile alakalıydılar. Bunlar ormanların derinliklerinde, çukurlarda ve mağaralarda yaşayan varlıklardı. Almanların ataları Germenlerde ise ruhsal varlıklar ile hortlaklar arasında tam bir çizgi çekebilmek güçtür. Germen kayıtlarında başkasına zarar veren ruhlardan da bahsedilir. Evi muhafaza eden ruhlar; dağların üstünde ve içinde, ormanlarda, kuyularda, çay ve ırmaklarda varlık sürdüren cinnî varlıklar da onların inançları arasındadır. Bu ruhlar gürültüsüne, şimşek ve yağmurlara neden olurlar.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İletişim
Kategoriler