Galata Köprüsü Hakkında Bilinmeyenler

Haliç’in iki yakasını birleştirebilmek amacıyla birçok köprü tarih boyunca yapılır, ömrünü tamamlayanlar ise yıkılır. İlk köprü için konunun uzmanlarınca verilen tarih 6. yüzyıla kadar uzanır. I. Justinianus tarafından yapılan, ‘Aghios Khalinikos Köprüsü’ denilen bir geçidin varlığına kayıtlarda rastlanmaktadır. Bizans tarihçileri tarafından yeri tam olarak bilinmemekle beraber, 12 kemerli bu taş köprünün Eyüp-Sütlüce arasında olduğu düşünülür.


İstanbul’un fethi esnasında Fatih Sultan Mehmet de Haliç’e bir köprü yaptırır. Bu şekilde orduların Altın Boynuz’un bir tarafından diğer tarafa geçebilmesi mümkün olacaktı. Demirden halkalarla bağlanmış, kalın kalaslı dev fıçılardan oluşan bu köprü Ayvansaray-Kasımpaşa arasında bulunurdu. Köprünün fıçılardan değil, yan yana demirlenmiş ve kirişlerle birbirine bağlanmış gemilerden oluştuğunu iddia eden kişi ise Nişancı Mehmet Paşa’dır.

İlk kalıcı köprüyü yapma planları 1502-1503 yıllarında konuşulur, II. Beyazıt döneminde girişimler hızlanır. Floransa’ya bağlı Vinci kasabasında dünyaya gelen Dünyaca ünlü Leonardo da Vinci’nin sunduğu taslak, “240 metre uzunluğunda ve 24 metre genişliğinde” olacak şekilde hazırlanmıştı ve Eminönü-Karaköy bağlantısının sağlanmasını amaçlıyordu. Hayata geçirilseydi döneminin en uzun köprüsü olacak proje padişahtan onay gelmeyince reddedilir. Leonardo’nun bu hususta çalışmaları olduğu, bugün Topkapı Müzesi’nde görülebilecek yazışmalardan belli olmaktadır. Başka bir İtalyan sanatçısısı Mikelanj İstanbul’a köprü için davet edilse de teklifi geri çevirir. Bundan sonra Altın Boynuz’u geçecek bir köprü yapma fikri 19. yüzyıl’a kadar rafa kalkacaktır.

1912’de Yıkılan Hayratiye Köprüsü

Sultan II. Mahmut (1808-1839) tarafından Azapkapı ve Unkapanı arasına tersane imkanları kullanılarak mesafeli bir köprü yaptırılır. 19. yüzyılda, 3 Eylül 1836’da halka açılan “duba bağlantılı” bu 500 metrelik köprü “Hayratiye”, “Cisr-i Atik” ve “Eski Köprü” olarak adlandırılıyordu. Proje, Yüksek Amiral Fevzi Ahmet Paşa ve işçileri kullanarak hayata geçer. Zaman zaman yenilenerek tekrardan hizmete sunulsa da ömrünü tamamladığı düşünülerek 1912’de yıkılır.

Bir Başka Köprü Cisr-i Cedid

Yeni Köprü de denen, eski adıyla Cisr-i Cedit, 1845 senesinde I. Abdülmecit’in annesi Valide Sultan’ın teveccühleriyle ahşap olarak imal edildi. Doğal olarak kısa sürede yıpranan köprüyü, Kaptan-ı Derya Hasan Ahmet Paşa ve beraberindekiler 1863 senesinde yenileyerek tekrardan hizmete açar. 19 yy.ın sonlarına gelindiğinde, artan yaya trafiğine bağlı asayişi denetim altına alabilmek adına Köprü’nün Galata ucunda, Aziziye Karakolu inşa edilir. Yapının süslemeleri ve eklektik üslubu dikkat çekicidir. Köprü 37 yıl bu şekilde hizmet sağladıktan sonra, suyun hareketiyle salınan ağır bir köprü göreve başlar ve Sultan 5. Mehmet Reşat’ın tahta çıkışının üçüncü yıl dönümünde 1912 senesinde açılır. Ocak 1914’e gelindiğinde ise; Elektrikli tramvayların köprü üzerinden Eminönü-Karaköy seferleri başlar. 1987’de Haliç’e bakan kısımda yeni bir köprünün inşasına başlanır. Köprünün yapımı tamamlanmadan önce, 1992’in mayıs ayında (16 Mayıs 1992), 466 metre uzunluğunda ve 25 metre genişliğindeki Tarihi Galata Köprüsü nedeni bilinmez bir yangınla kül olarak büyük hasar görür. Bu köprü, Alman firması MAN AG tarafından 1912’de 350,000 altın liraya tamamlanmıştır. Yangın sonrasında son köprünün yapımı hızlandırılarak, 1992 Haziranında Tarihi Köprü’nün yerinde hizmete sunulur. On bir parçadan mamul Tarihi Köprü’nün Karaköy kısmından parçaları yerinde kalır ve zarar görmeyen kısımları taşınarak Atatürk Köprüsü’nün Unkapanı ayağında, Balat-Hasköy tarafında karaya sabitlenir. Galata Köprüsü eski tarihlerde yangınlardan sıkı şekilde korunmaktaydı. Bu sebeple ahşap döşemelerin yanmaması adına, gündüzleri köprüden geçenlerin tütün mamulleri tüketmesi yasaktı. Köprü geceleri de güvenlik gerekçeleriyle kapatılırdı. Köprü ücretli tarifeyle yayalara hizmet eder, alınan bu ücrete de müruriye denirdi.

Son Galata Köprüsü Hakkında Bilgiler

Beşinci ve halihazırda hizmet sunan Galata Köprüsü, STFA tarafından bir öncekinin birkaç metre kuzeyinde inşa edildi. 490 metre uzunluğunda ve 80 metrelik kısmı açılabilecek şekilde 1994 Aralık ayında hizmete sunulan köprü, benzerleri gibi Karaköy ve Eminönü’nü bağlıyordu. Baskül köprü olarak adlandırılır ve yüzeyi 42 metre genişliğindedir; her yöne doğru 3 şeritli bir yol ve bir yaya yolu mevcuttur. Kabataş’a kadar uzatılan tramvay hattı ile köprünün ortadaki iki şeridi tramvay yoluna ayrılmıştır. Norwich’deki Trowse Köprüsü ve ABD’deki birkaç örneğinin yanı sıra, dünyadada üzerinden tramvay geçebilen ender baskül köprülerden biridir. Hatların, köprü kapakları açılıp kapanırken birbirine tam olarak değmemesi, tramvay yolu inşaatı esnasında bazı yapısal problemlere neden oldu. Köprünün altındaki alışveriş ve restoran alanları ise 2003’de hizmete sunuldu.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir