Halide Edip Adıvar Kim? | Hayatı ve Eserleri

Türk kadınının ‘bağımsızlık sembolü’ olarak gösterilen; Halide Onbaşı (sonrasında üstçavuş rütbesi de alır) olarak da bilinen Halide Edip Adıvar, İstiklal Savaşı yıllarında Sultanahmet Meydanı’nda yaptığı ateşli konuşmalar ile hatırlanır. Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye ve Sinekli Bakkal gibi romanlarıyla tanıdığımız Adıvar; 1882’de İstanbul’da doğdu, 1893-94’te tahsil hayatını sürdürdüğü Üsküdar Amerikan Kız Koleji’ne ise bir yıl devam edebilecekti. Eğtim hayatına ara verdiği sırada, çocuk kitapları yazarı Willis J. Abbot’un “Mother – Ana” adlı eserini çevirerek İkinci Abdülhamit’in Şefkat Nişanı ile ödüllendirilir. 1899’da ise Üsküdar Amerikan Kız Koleji’ne geri döner. 1900’de dönemin ünlü Matematikçisi ve sonrasında eşi olacak Salih Zeki Bey ile 17 yaşında tanışarak evinde özel dersler almaya başlar. 1901’de evlenir; 1903’te Ayetullah, 1904’te ise ikinci oğlu Zeki Hikmetullah Togo dünyaya gelir. İkinci bir eş almak isteyen 37’lik eşi Salih Zeki Bey’den bu sebeple boşandığı rivayet edilir. Cumhuriyet’in ilk boşanma davasını açıp Rasathane müdürü kocasından boşanabilen Türk Kadını oluşu, biraz şehir efsanesi gibi duruyor ancak yine de paylaşmak istedim. Ayrıca Venüs gezegeninde bulunan bir kratere ismi verilen iki Türk kadınından biridir. Bir dönem Salih Zeki yüzünden Frengi’ye de yakalandığı rivayet edilmekte.

Cumhuriyet dönemi öncesi Türkiye’sinin “ilk ABD yalakalarından” olduğu gerçeği; “Doğu Anadolu’yu Ermenilere bırakalım, Boğazları uluslararası idareye terk edelim – bari Trakya’da Yunanistan’ın olsun” Mandacı düşüncesi ile ortalığa saçılır. Bu ifadelerini Sivas Kongre’si sırasında da dile getirmiştir. Cumhuriyet ilan edilip Misak-Milli sınırları hemen hemen ilan olunduğunda her dönek gibi çark eder ancak iş işten geçmiştir. Cumhuriyet sonrası Anadolu’sunda Amerikan Kolejlerinin açılması için yurt dışından büyük maddi destekler alsa da hükümetten izin alamaz. Bir diğer hayali de ilk ABD büyükelçisi olabilmektedir ancak böyle bir kişiye icazet vermezler elbet. Halide Edip Adıvar ‘ın maddi destekçisi, ilk yıllardaki adı ‘Anadolu Ermeni ve Süryanilerini Kurtarma Cemiyeti’ sonraki adı ise Yakındoğu Derneği (ingilizcesiyle Nearest Foundation) olan ve zamanın Robert Koleji yönetimi ve öğretmenleri (ve tabi ki amerikan ajanları ve misyonerleri) tarafından kurulup yaşatılan dernektir. Halide Edip‘in ilk dünya savaşı yıllarında Suriyeye sürülmüş (!) Ermeni çocuklarına yardım etmişliği de mevcuttur. [Frances Kazan’ın, “Halide Edip ve Amerika” adlı eseri, Amerikan Koleji mezunu bu kişi hakkında sizlere detaylı bilgi sunacaktır.] Halide Edip‘in sık sık Şam’a gitmesinin bir nedeninin de İttihat Terakkinin, 3 önemli isminden birisi olan Cemal Paşanın metresi oluşuyla ilgili olduğunu söyleyen tezler de vardır.

Tarihin Arka Odası adlı televizyon programında, tarihçi İlber Ortaylı, mandater Halide Edip’in anne ve babasının Musevilikten İslam’a geçtiğini ve Halide Edip’in gerçek bir mü’mine olduğunu söylemiştir.

Sabetaycı [Gizli Yahudi Misyoneri] olduğu, güçlü deliller ile ortaya konan Halide Edip Adıvar; Refik Halit, Ahmet Emin, Yunus Nadi gibi sözde aydınlarla birlikte 14 Ocak 1919’da Wilson Prensipleri Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı. Halide Edip, yıllar sonra Türkiye’ye geri döndüğünde verdiği bir röportajında Milli Mücadele için, “Mustafa Kemal Paşa haklıymış !” dese de halen “hain” bir Amerikancı olarak hatırlanır. Çerkes Ethem’in aslında bir vatan kahramanı olduğu düşüncesini ise yazarın savunduğum tek düşüncesidir. Atatürk’e yapılması düşünülen 1926’daki İzmir suikastını önceden bildiği ve buna diğer bilenler gibi ses çıkarmadığı gibi İngiltere’ye kaçtığı iddia edilmiştir. Bununla birlikte; “İkinci eşi Adnan Adıvar ile birlikte, kuruluşunda aktif rol aldığı Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılıp Takrir-i Sükun kanununun kabul edilmesi ve tek parti döneminin başlayışı sonrası, Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye’den kaçarak İngiltere’ye gitti.” Görüşü de mevcuttur. 4 yılı İngiltere’de, 10 yılı da Fransa’da olmak üzere 14 yılı Avrupa’da geçirir. Dönüşü ile Atatürk’ün vefatından bir yıl sonrasına rastlar.

1950 yılında bölücü Menderes’in Demokrat Parti listesinden İzmir milletvekili olarak TBMM’ye giren; eski mandacı – yeni muhafazakar Halid Edip Adıvar, 9 Ocak 1964 yılında İstanbul’da 80 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. Cenazesi, Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi.

Halide Edip Adıvar, hiç şüphesiz; şimdilerin Nazlı Ilıcak, Nahgehan Alçı gibi dolmakalemlerinin düşünce önderi.

 

Bir önceki yazımız olan Ted Bundy Kimdir? | Cinayetleri ve İdamı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir