Hareme Cariyeler Nasıl Seçilirdi?

Hareme alınmış tüm kızlar sadece padişahla cinsel münasebet amaçlı alınmazdı. Bu husus, yıllardan beri yanlış yorumlanmış bir husustur. Zira cariyelerin büyük bir kısmı hareme ve padişaha özel işleri için hizmette bulunması amacıyla saraya alınırdı. Gelmiş cariyelerin çok azı, eğer şanslıysa sıkı bir disiplin ile senelerce sürebilecek bir tahsilin sonrasında genellikle Valide Sultan ile padişaha takdim edilir; çoğuna da padişah belki de hiç rastlamazdı. Padişah haremde olduğu vakitlerde cariyelerin sağda solda serbestçe dolaşmasına izin yoktu. Cariyeler padişah haremde olduğu zamanlarda kendi odalarına çekilir, yolu üzerindeki kapılar kapatılır, padişah da haremde olduğu belli olsun diye sesli-yüksek topuklu takunyalar giyerdi. Cariyeler yalnızca padişah isterse onun huzuruna çıkabilmekteydi.


Osmanlı haremindeki sayı dönemlere göre değişiklik gösterebilir. Örneğin Fatih Sultan ve Kanuni dönemlerinde cariyelerin sayısı 300’ün altındaydı. Cinselliğe son derece düşkün olduğu kayıtlara geçen III. Murat döneminde ise sayı 1200 civarındaydı. I. Mahmut idaresinde 456, Abdülmecit yıllarında 688, Avcı Mehmet döneminde 700’ün üzerinde ve Abdülaziz döneminde 809 olduğu rivayet edilir. Deli İbrahim’in haremde çıkan bir söylenti sonrasında tam 280 cariyesini, ayaklarına taşlar bağlatarak canlı canlı Marmara Denizi’ne attırdığı da söylenir. Bu korkunç hadise, en büyük cariye katliamı olarak kayıtlara geçer.

Cariyeler başlıca üç kaynaktan alınırdı:

  • Yapılan harpler sonrası düşmanlardan esir alınan kızlar,
  • Rütbeli devlet görevlilerinin padişaha armağan ettiği kızlar
  • Gümrük Emini tarafından esirlerin arasından esir pazarlarından satın alınalar.

Osmanlının kuruluş ve yükseliş yıllarında, yani savaşla birçok yeni toprak parçasının alındığı dönemde başlıca cariye kaynağı savaş sırasında ele geçirilen bu esirlerdi. Yasalara göre esirlerin beşte biri hükümdar hissesi olduğundan, harem de Yugoslav, Macar, Leh cariyelerle dolup taşmaktaydı. Örneğin Belgrad, II. Murat tarafından fethedildiğinde o kadar çok esir alınacaktır ki, güzel cariyeler bile bir çift çizme fiyatına zor müşteri bulur. Duraklama yıllarıyla birlikte kaynak büyük ölçüde kurur. Daha çok esir pazarlarına bakılmaya başlanır.

  • Kelime manası ile “haram” kökünden gelen “harem” Arapça’da “yasak” demektir.
  • ”Ey iman edenler, size ait olmayan evlere izinsiz girmeyiniz!” yazısı girişte bulunurdu.
  • Acil durumlar haricinde erkek hekim dahi kabul edilmezdi.
  • Musiki bilgisi, dans, dikiş, dantel, örgü ve kıyafet tasarımını bilirlerdi.
  • Padişah, cariyeleriyle evlendiği zaman genel kural olarak nikah yapmazdı.
  • Kanuni Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’a kıydığı nikah en bilinen istisnadır.
  • Müslüman erkeklerin hadım edilmesi haram olduğundan, harem ağaları yabancı uyruklular arasından seçilirdi.
  • Harem 1299’dan 1923 yılına kadar İmparatorluk bünyesinde bulunur.
  • Topkapı Sarayı hareminde 400’den fazla oda mevcuttu.
  • 1853 senesinde Dolmabahçe Sarayı’na neredeyse aynı büyüklükte devasa bir harem daha kurulur.
  • Harem içerisinde çıplak resmedilmiş bayan tasvirleri esasen batı edebiyatının bir ürünüdür.

Esir pazarlarından alınacak cariyelerin kusuru olup olmadığının görülebilmesi için çırılçıplak soyulur, uzman kadınlar tarafından büyük titizlikle  incelenirdi. Değeri; yaşına, güzelliğine, hünerlerine göre değişirdi. Bir dişinin bulunmaması yahut saçsız oluşu fiyatının büyük ölçüde düşmesine neden olurdu. Hasta olduğu anlaşılanlar derhal satıcıya iade edilir, diğerleri bir kez daha incelenirdi. Ayağı kokanlar, horlayanlar ya da uykusunda sayıklayanlar ya geri gönderilir ya da fiyatlarında indirim istenirdi. Bu cariyeler içinde zencilerin, dilsizlerin, maskaraların ve cücelerin bulunması aslında tüm cariyelerin sadece padişahla cinsel münasebet kurması için alınmadığının da kanıtıdır. Çünkü alınan cariyelerin makbuzlarına bakıldığında, yaşlıların, sütannelerinin ve dadılık eğitimli kadınların da bulunduğu görülebilir. Kısacası hareme giren cariyeleri iki sınıfta kategorilendirmek mümkündür: Hizmet için veya padişaha eş olması için alınanlar.

Hareme gerçekten girebilen nadir kişilerden biri, İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in Sultan 2. Mehmet’e takdim ettiği hediye orgu haremin bir köşesine kuracak, org ustası Thomas Dallam’dır. O da ancak haremağalarının sıkı denetiminde, hiçbir kadının ortada olmadığı bir yoldan geçirilerek hareme girebilir. ‘Harem’den Aşk Mektupları’ olarak kayıtlara geçen, yıllarca harem hazinesinde saklanan ancak Cumhuriyet sonrasında ortaya çıkan aşk mektupları arşivi de vardır.

Uzun seneler süresince alınan cariyelerin neredeyse tamamı Rus, Macar, Yugoslav, Leh ya da Slav gibi Hristiyan kökenli kızlardan seçilirdi. Çünkü bunlar eğitim esnasında kökenlerini unutur, adeta Türk gibi düşünerek yaşamaya başlarlardı. Fakat II. Mahmut’un saltanatı yıllarında bu uygulamaya son verilecektir. Zira II. Mahmut’un validesi Nakşidil Sultan kökenini unutmaz ve ölüm döşeğinde oğluna Hristiyan olarak ölmek istediğini ve bunun için saraya bir papaz getirmesini ister. Bu hadiseden sonra hareme sadece Müslüman Gürcü ve Çerkez kızlar alınmaya başlanır.

Bir rivayete göre, kahya kadınlar; cariyeleri, dans ve müzik eşliğinde padişaha sunardı. Padişahın beğendiği kız, o gün külhancı usta tarafından hamamda yıkanarak kokular sürünürdü. Süslenir, saçları taranarak örülür sonrasında da kapısında siyahi kadınların nöbet tuttuğu yatak odasında geceyi sultanla beraber geçirirdi. Sabah namazına kalkacak padişah, artık odalık olarak görülen cariyeye beğenilerine göre mücevher, para yahut elbise gibi hediyeler verirdi. Padişahın beğenmediği cariye yahut cariyelerden huysuzluk edenler, çocuğu olmayacak veya padişah tarafından istenmeyenler, biriyle evlendirilerek çırak çıkarılırdı.

Hareme ilk kez girecek cariyelere “acemi” adı verilirdi. Eğitim, ahlak ve terbiyeleri uzun yıllar devam edebilen ve “acemi” künyeli bu cariyelerin en yüksek memuruna “Kadın Kâhyâ” denirdi ve bu kişi genellikle yaşlı bir cariye olurdu. Cariyeler gördükleri eğitim esnasında önemli elemelerden geçerek daha üst sınıflara yükselebilirdi:

  • Acemi,
  • Şâkird,
  • Usta,
  • Gedikli,

Hareme alındıktan sonra çoğu ecnebi kökenli olan bu kızlara fiziksel yapılarına ve hallerine göre yeni ve umumiyetle Farsça adlar konulur ve herkesin bu yeni adlarıyla seslenerek öğrenmesi için göğüslerine bu yeni adları yazılırdı.

Hareme Cariyeler Nasıl Seçilirdi? başlıklı bu yazımızda sizlere; osmanlıda halvet kuralları, osmanlıda haremde cinsellik, osmanlıda halvete girmek, harem ne zaman kapatıldı, osmanlıda cariye ile ilişki, osmanlıda haremi kim kaldırdı, osmanlıda harem nedir, harem ağaları ve cariyeler arama sonuçlarıyla alakalı bilgiler vermeye çalıştık umarım beğendiniz.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir