İslam Öncesi Araplarda Cin İnancı

Cahiliye devri Arap toplumlarının ve bölgedeki diğer halkların cinler hakkındaki düşünceleri hurafelerle dopdoluydu. Genel olarak belki de can sıkıntıları ile ilgili olsa gerek hayatlarında; ruhlar aleminin önemli bir yeri vardı. Bazı ağaç ve taşlarda, mağara, kuyu ve benzeri mekanlarda hayatlarına etki edebilecek iyi ve kötü varlıkların var olduğuna inanılıyordu. Ruhlar aleminin bizlere faydalı olanlarını cinlerin ve meleklerin bir kısmı, zarar verenlerini de şeytanlar ve cinlerin diğer bölümü oluşturuyordu. Cahiliye Arapları cinleri yeryüzünde ikamet eden ilahlar olarak tasvir ediyor, başlarına gelen gelen pek çok hadisede onların etkisinin olduğuna inanıyorlardı.

Kur’ân-ı Kerim’in bizlere ifade ettiğine göre; İslamiyet öncesi Arapları yazı bilmediğinden son derece cahil ve hurafeciydi. Onların tüm bildikleri nesilden nesile naklettikleri birtakım kuruntu ve uyduruk havadislerdi. Zanlarıyla hareket ediyor ve kafadan atarak karar veriyorlardı. Araplar cinlerle haşa Allah (CC) arasında soy birliğinin olduğunu ileri sürebilecek kadar ileri gitmişlerdi, bu sebeple de cin ve benzerlerini de yüce yaratıcıya ortak koşarak mâbud olarak nitelendiriyorlardı.  Ayrıca hiç bir geçerli veriye dayanmaksızın günümüz Hristiyanları gibi O’na oğullar ve kızlar yakıştırmaktan da geri durmuyorlardı. Ellerine şans geçtiğinde cinleri dost edinerek onlardan yararlanma yoluna giderek cinlerin saptırmalarına kapılıyorlardı.

Araplar, pratikte doğa üstü varlıklarla nikahlanabileceğine inandıkları gibi, gerçek hayatta bunun gerçekleştiğini savunuyorlardı.  Arapların inanışlarına göre; insan ve cinlerin birleşmeleri sonucu doğan varlıklara “el-Hiss” gulyabani analı insan babalı varlıklara da “El-Gümlük” denirdi. Doğal olarak insan ve meleklerin çocukları olabileceğine inandıklarından bu varlıklara da ْ”el ilban” adı verilirdi. Bu inanışla ilişkilendirdiklerinden Cürhumîlerin insan ve melek soyundan geldiğine inanırlardı. Saba kraliçesi güzel gözlü Belkıs’ın da yine insan melek arası münasebetten doğduğunu iddia ediyorlardı. Ek olarak maymunlar da bu tip garip birleşmelerinden meydana gelmişti. Zira onlara göre cinlerin erkek ve dişileri, erkek ve kadınlara aşık olup musallat olmakta ve karşılıklı ilişkiler yaşanmaktadır.

Ayrıca “Araplar, genel olarak ruhanilere “el-cin”, insanlarla beraber evlerde bulunanlara “Âmir”, çocuklara musallat olanlara “ervah”, çok kuvvetli olanlarına “ifrit”, çirkin ve kötü şeyler yapana “şeytan”, şeytanlıkta aşırı gidenlere “mârid” ve temiz, güzel ve hayırlı işler yapanlara da “melek” diyorlardı.

Araplar, cinler üzerinden kahinlik yapanlara da kıymet verip onlara kulak veriyorlardı. İnanışları arasında içinde kahin bulunan bir eve cinlerin şeytanların giremediği inancı da vardı.

Bir önceki yazımız olan Define Arayanları Bekleyen Tehlikeler başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İletişim
Kategoriler