İstiklâl Mahkemeleri Hakkında Bilinmeyenler

Kurtuluş Savaşı yıllarında; ayaklanma çıkaran ve yağmaya girişenleri, bozguncuları, resmi silah ve mühimmatı çalanları, casusları, askerden kaçanları ve bağımsızlık hareketini engelleme amacıyla propaganda yapanları yargılamak için, çıkarılan özel bir kanunla ilk olarak 18 Eylül 1920’de kurulan mahkemelerdir. İlk dönem İstiklâl Mahkemeleri, Ankara’daki hariç olmak üzere 17 Şubat 1921’de kapatıldı.

İkinci dönem mahkemeler çalışmalarına 30 Temmuz 1921’de başladı ve 1923’ün Ekim ayına dek faaliyetlerini sürdürdü. Son dönem üçüncü İstiklâl Mahkemeleri ise 1923 ile 1927 yılları arasında çalıştı. Eleştiriler; bu kurumlar mahkeme değil, savaş ve ihtilal gibi özel durumlarda isyancı, bozguncu ve karşı devrimcilerin yargılandığı anti-demokratik “infaz kurulları” olarak görür.

Kuvayı Milliye hakkındaki olumsuz bir fetvalar Yunan uçakları tarafından bu günlerde Anadolu’ya atılıyordu. Asker kaçaklarından meydana gelen çeteler ise köy ve kazaları soyuyordu. Büyük Millet Meclisi tarafından 29 Nisan 1920 tarihinde bu tip tertiplere karşı Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarılır. TBMM’nin, 18 Eylül 1920 tarih ve 42 sayılı kararı ile kaçak erat ve casusların yargılanmasıyla görevli olmak üzere İstiklâl Mahkemeleri kurulması kararına dayanmaktadır.

İstiklâl Mahkemeleri

Verilen cezalardaki temel amaç kaçakları cepheye döndürmekti. Ancak ağır suç işleyenler, firarı alışkanlık haline getirenler ile firarı teşvik ve yardım edenler suçlarının ağırlığına göre ceza alıyorlardı. Sadece birkaç kez kaçmış askerlere halka açık bir yerde ve doktor gözetiminde 40-100 değnek cezası veriliyor, künyelerine de kaçak olduğu tekrar kaçması halinde idam edileceği yazılıyordu.

Kaçağın idam edilmesi en ağır cezaydı. Bunun dışında evinin yakılması, firari dönene kadar ailesinden birisinin kendisi yerine asker alınması yanında eğer yaşadığı mahallenin muhtarı veya imamı kaçağı yetkililere haber vermezse ağır para ve hapis cezası alıyordu. Rüşvet karşılığı firari askeri koruyan devlet görevlileri görevlerinden alınıyor ve 15-25 sene ağır hapis cezası veriliyordu. Eğer kaçağı hem haber vermemiş hem de saklamışsa daha ağır hapis cezası alıyordu. Rum asıllı Osmanlı vatandaşları esir düştüklerinde haklarında soruşturma yapılıyor Osmanlı vatandaşı olanlar sadece asker kaçağı değil aynı zamanda vatan haini olarak yargılanıyor ve suçlu bulunursa idam ediliyordu. Türk askeri birliklerine sabotaj yapan yerli Rumlar da yargılandı. Bu mahkemelerde 59 yerli Rum bu suçtan vatan haini olarak yargılandı ve idam edildi.

Bir önceki yazımız olan Soyadı Kanunu Hakkında Bilinmeyenler başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İletişim
Kategoriler