Modern Zamanların En Gizemli 10 Yaratığı

Tüm zamanların en gizemli ve açıklanamayan ilk 10 yaratığı (belirli bir sıra gözetmeksizin) göz önünde bulundurmanız için elinizin altında olacak ve sürekli güncellenecek. Bazılarının gerçekten var olma olasılığı diğerlerinden daha fazla ancak son kararı sizlere bırakıyoruz.

Koca Ayak veya Yeti

Bu meşhur kıllı maymun arkadaş, muhtemelen dünyada en çok tanık olunan ve hakkında bir şeyler karalanan bilinmeyen yaratıklarından. Bigfoot, Sasquatch, Yeti, Skunk Ape veya Yowie olarak da adlandırılırlar ve dünyanın hemen hemen her köşesinde izole edilmiş ormanlık alanlarda ve dağlık alanlarda görülebilirler. Açıklamalar Kuzey Amerika’nın kuzeybatısından Florida’ya ve Avustralya’ya kadar oldukça tutarlı:

  • 2.45 civarı boyuyla ortalama bir insandan daha uzun,
  • Uzun kahverengi veya kumral saçlarla (veya Yeti durumunda beyaz saçlarla) kaplı,
  • Güçlü, iğrenç bir kokuya sahip,
  • Ayak izlerinin izleri ile kanıtlandığı gibi büyük ayaklara sahip,
  • İnsanlardan korkma ve kaçma hali yaşayan,
  • Delici ve ürkütücü bir uluması olan,

Bigfoot Saha Araştırmaları Organizasyonu ki böyle bir organizasyona kaynak ayrıldığını bilmek garip; kısa süre önce kıllı canavarın görüldüğü çeşitli alanlara hareketle tetiklenen dijital kameralar yerleştirme niyetini duyurdu. Potansiyel olarak binlerce bilgisayar tabanlı tanığın izlediği bu 24 saatlik gözetim, güvenilir kanıt elde etme şansını önemli ölçüde artıracaktır. Bana göre Koca Ayak, birazca boyu uzun ve sosyalleşmek istemeyen kılı bol insanlardan başka bir şey değil ve tarihin her döneminde yalnız kalmak isteyenler olacaktır. 

Loch Ness Canavarı

Gelişmiş elektronik ekipmanlarla yapılan mükemmel araştırmalara rağmen, dünyanın göl canavarları bilim adamlarından kaçmaya devam ediyor. Yine de, karavanda yaşayan işsiz tanıklar tarafından spontane gözlemler, nadiren de olsa devam ediyor.

Loch Ness canavarı veya Nessie, şüphesiz bu su gizemlerinin en bilineni ancak dünyadaki diğer derin, soğuk göllerin kendi efsanevi canavarları vardır: Chesapeake Körfezi’nde Chessie, İsveç’in Storsjön Gölü’ndeki Storsie, Norveç’in Seljordsvatnet Gölü’ndeki Selma ve New York’un Champlain Gölü’nde “Champ”. Bizdeki Van Gölü canavarını da ekleyelim listemize.

Uzun boylu bu yaratığın at gibi bir kafaya ve kambur bir sırta sahip olduğu söyleniyor. Belki fazlaca doymuş vve kendini göstermeye meraklı bir yayın balığı kim bilir. Devam edelim:

Chupacabra

Bazı görseller 1970’lere kadar gitse de, El Chupacabra 1990’ların bir fenomeni ve ünü büyük ölçüde internet ile yayıldı. İfadeler, 1995 yılında Porto Riko’da iftlik hayvanlarını – tavukları, ördekleri, hindileri, tavşanları ve tabii ki keçileri – bazen tek bir akşamda yüzlerce hayvanı öldüren garip bir yaratığın raporlanmasıyla başladı.

Yaban köpeklerinin ve diğer yırtıcı hayvanların öldürme uygulamalarına aşina olan çiftçiler, bu bilinmeyen canavarın yöntemlerinin farklı olduğunu iddia etti. Bu arkadaş öldürdüğü hayvanları yemeye çalışmadı ve onları başka bir yerde saklamak için de sürüklemedi. Bunun yerine kurbanlarının kanını genellikle küçük kesikler yoluyla akıtarak öldürme yolunu seçti.

90’ların sonlarına doğru Chupacabra’nın görüntüleri yayılmaya başladı. Yaratık, Meksika, güney Teksas ve birkaç Güney Amerika ülkesindeki hayvan ölümlerinden sorumlu tutuldu. Şempanze büyüklüğünde kanguru gibi zıplayan bir yaratık olduğu düşünülüyor.

Jersey Şeytanı

New Jersey’nin sık çam ortamlarına musallat korkunç bir yaratık olduğunu söylüyorlar ve ürkütücü görünümü ona Jersey Şeytanı adını kazandırmış. Jersey Şeytanı efsanesi, bir felaket veya savaş alameti olarak kabul edildiği 1700’lerin ortalarına kadar uzanıyor. Bazı araştırmacılar, geçtiğimiz süre boyunca 2.000’den fazla tanığın yaratığı gördüğünü bildirdiğini iddia ediyor.

Bu arkadaş da at gibi kafası ve saçma yüz ifadesiyle yaklaşık üç buçuk metre uzunluğunda, uzunca bir boyuna sahip, iki metrelik kanatları ve uzun arka bacakları olan, toynaklı ve arka ayakları üzerinde yürüyen bir yaratıkımsı olarak tasvir edilmekte.

Güve Adam

Kasım 1966’da yaklaşık 13 ay boyunca, Batı Virginia’daki Point Pleasant bölgesinde bir dizi tuhaf hadise yaşandı. Bir dizi UFO raporu ve gizemli faaliyetin yanı sıra, birkaç tanık tüm garip olayların odak noktası olabilecek şaşırtıcı bir yaratığı raporladı. John Keel’in The Mothman Prophecies’de detaylandırıldığı gibi, yüzlerce tanığın büyük, kanatlı bir insansı varlık gördüğü iddia ediliyor.

Yaklaşık yedi metre boyunda; epeyce geniş kanatları olan, gri pullu cilde sahip, parlayan büyük ve kırmızı ve hipnotik gözlerle bakan, bir kemirgen veya elektrik motoru gibi gıcırdayan, elektronik aletlerde parazite neden olan ve en ilginci zihinleri kontrol edebilen bir canlı. Tarifler bu şekilde.

Yerel bir gazeteci tarafından Mothman olarak adlandırılan yaratık, temas kurduğu kişiler üzerinde tuhaf bir etkiye sahip görünüyordu.

Elfler ve Periler

Ormanlarda yaşayan kanatlı küçük insanların hikayeleri, medeniyetimiz kadar eskidir ve dünyadaki hemen hemen her kültürde bulunabilir. Bize en tanıdık gelen, Avrupa ve İskandinavya’dan gelen elfler, cüceler, cinler ve trollerin efsaneleridir. Onlarca çocuk masalına, kitaba, efsaneye ve sarhoş edici masallara konu olmuştur. William Shakespeare, onları Bir Yaz Gecesi Rüyası’nda ana karakterler yaptı.

Elfler, cüceler ve cinler de aynı şekilde ormanın sakinleriydi. Ancak perilerden farklı olarak küçücük boyutları dışında görünüşte oldukça insandılar. Genellikle dünyamızdan uzak, kendi minyatür uygarlıklarına sahip izole bir toplum olarak resmedildiler.

1919’da bir yaz gecesi, 13 yaşındaki Harry Anderson, parlak ay ışığının görünür hale getirdiği, tek sıra halinde yürüyen 20 küçük adamdan oluşan bir grup gördüğünü iddia etti. Askılı deri pantolonlar giydiklerini kaydetti. Adamlar gömleksiz, kel ve soluk beyaz tenliydi. Geçerken genç Harry’yi görmezden geldiler, bu arada anlaşılmaz bir şeyler de mırıldandılar.

Elfler ve periler, geçmiş kültürlerde oldukça sahici kabul edildi ve zengin folklorlarının tanıdık bir parçasıydı. Günümüzün teknolojik toplumunda, belki de onları zihnimizde küçük gri uzaylılarla değiştirdik.

Dover İblisi

Dover Massachusetts, tuhaf yaratığın 21 Nisan 1977’de ve devam eden birkaç gün içinde görüldüğü ilk yer. Dover Canavarı olarak bilinen yaratık, kısa süre içinde sadece birkaç kişi tarafından görülmüş olsa da modern zamanların en gizemli yaratıklarından biri olarak kabul edilir.

İlk temas, 17 yaşındaki Bill Bartlett tarafından, o ve üç arkadaşı, gece 10:30 sularında küçük New England kasabası yakınlarında kuzeye doğru giderken yapıldı. Bartlett yol kenarındaki alçak bir taş duvar boyunca sürünen alışılmadık bir yaratık gördüğünü iddia etti – karanlığın içinde olsa da daha önce hiç görmediği ve tanımlayamadığı bir şeydi. Diğer çocuklar bunu görmediler ama Bartlett’in bu deneyim karşısında sarsıldığı açıktı. Eve geldiğinde babasına yaşadıklarını anlattı ve yaratığın bir çizimini yaptı.

Bartlett’in deneyiminden sadece birkaç saat sonra, saat 00:30’da John Baxter, eve yürüdüğü esnada aynı yaratığı gördüğüne dair yeminler etti. 15 yaşındaki çocuk onu kollarıyla bir ağacın gövdesine dolanmış halde gördü ve açıklamaları ergen Bartlett’inkiyle birebir örtüştü.

Ertesi gün, 15 yaşındaki bir başka ve muhtemelen son kişi Abby Brabham tarafından bildirildi. Açıklamalar yine tutarlıydı. Gördükleri iddia edilen yaratığı merak ettiyseniz tasvir edelim:

  • İki ayak üzerinde yaklaşık dört metre boyunda,
  • Kaba dokulu cilde sahip tüysüz vücutlu,
  • Uzun, cılız şeftali renginde uzuvlara sahip,
  • Neredeyse vücudu kadar büyük, karpuz şeklinde büyük bir kafa ve parlayan büyük turuncu gözler,

Bu olağandışı vakayla ilgili müteakip araştırmalar, yaratığın gerçekliğine dair hiçbir somut kanıt sunmadı ancak ne bir aldatmacaya dair bir kanıt ne de bir sahtekarlık yapmak için bir sebep vardı. Şüpheciler, gençlerin genç bir geyik gördüğünü öne sürerken, davayı inceleyen gizemciler dünya dışı bir bağlantı olup olmadığını sorguladılar.

Loveland Kertenkelesi

Bu olağanüstü yaratık, esasen olaya karışan iki polis memurunun inandırıcılığı ve tanıklığı nedeniyle, bilinmeyenler tarihindeki yerini almıştır.

Tarihler 3 Mart 1972’nin erken saatlerini göstermektedir. Bir polis memuru, Ohio Loveland’daki Little Miami Nehri boyunca seyir halindedir. Yolun kenarında ilk başta orada yatan bir köpek olduğunu düşündüğü şeyi görür. Buzlu yolda çarpmamak için aracını yavaşlatır. Hayvana yaklaşır ve devriye arabasını durdurur, bu noktada yaratık hızla iki ayağı üzerinde kalkar. Yaratığı farlarıyla aydınlatan memur, artık onun bir köpek olmadığını, açıklayamadığı bir şey olduğunu açıkça görebilmektedir:

  • Üç ila dört metre boyunda,
  • Kösele gibi bir cilde sahip,
  • Islak, keçeleşmiş saçlar, muhtemelen kısa bir kuyruk,
  • Kurbağa veya kertenkeleyi andırır bir kafa ve yüz,

Bu yaratık her neyse, memura kısaca baktı, devamında yolun korkuluklarından nehre doğru sıçradı.

Memur, başka bir polisle birlikte olay mahalline geri döndüğünde buldukları tek şey, nehre doğru inerken bir şeyin yamaca sürtündüğüne dair kanıttı.

Yaratık, iki hafta sonra ikinci bir polis memuru onu tekrar görmemiş olsaydı, tamamen unutulmuş olabilirdi. İkinci polis de ilk başta yolun ortasında yatan şeyin bir köpek ya da yol ölümü olduğunu düşündü. Arabasından indiğinde, yaratık tekrar ayağa kalktı, bu kez gözünü memurdan ayırmadan korkuluklara tırmandı ve nehre doğru kaçarak gözden kayboldu.

Yaratığı tanımlaması, aynı kurbağa benzeri özelliklere işaret etmekteydi. Müteakip bir soruşturma, aynı zamanda sadece bir başka olası görüşü ortaya çıkardı; bir çiftçi büyük, kertenkele benzeri bir yaratık gördüğünü iddia etti. Daha sonra Loveland Lizard veya Loveland Frog olarak tanınacaktı.

Bu neydi? İyi bir soru. Kurbağa ya da benzeri bir amfibi ise, şimdiye kadar kaydedilen en büyüğüdür ve ayağa kalkıp arka ayakları üzerinde yürüdüğü bilinen tek canlıdır.

Yaşayan Dinozorlar

Hepimiz Jurassic Park filmlerinin inanılmaz gerçekçi dijital efektleri karşısında şaşkına döndük ve soyu tükenmiş dinozorların bir gün klonlanmasının mümkün olabileceği ihtimali karşısında heyecanlandık.

Ama ya dinozorlar hala hayattaysa? Ya bazı dinozorlar bugün bizimle bir arada var olmak için nesillerinin tükenmesinden kurtulduysa? Bazılarımız gerçekten kurtulduklarına inanıyor.

200 yıldan fazla bir süredir, Afrika ve Güney Amerika’nın yoğun izole yağmur ormanlarında yaşayan kabileler büyük yaratıklara aşina olduklarına dair nadir ama büyüleyici hikayeler sundu.

Kabileler onlar için jago-nini, dingonek, ol-umaina ve chipekwe gibi isimler takmıştı. 1913’te, bir Alman kaşif olan Kaptan Freiheer pigmelerin gördüğü korkunç yaratığı (Mok’ele-Mbembe) şu şekilde resmeder:

  • Pürüzsüz kahverengimsi gri cilde sahip,
  • Yaklaşık bir fil ve en azından bir su aygırı büyüklüğünde,
  • Uzun, esnek boyunlu,
  • Otçul ancak şansını zorlayan insanları öldürebilen,

1980’lerde bölgeyi inceleyen Uzman Roy Mackel ve herpetolog James Powell, yerlilere bazı yerel hayvanların muhtemelen daha önce hiç görmedikleri resimlerini gösterdiler. Onlara büyük bir Sauropodun yani dinozorun tasvirini gösterdiklerinde, bu arkadaşlar onu Mok’ele-Mbembe olarak tanımlayacaktı.

Bu kabile halkının tartışmalı tanıklığı bir yana, yaşayan dinozorlara dair kanıtlar halen yetersiz.

Mok’ele-mbembe arayışında son keşifler gerçekleşti. Resmi görevi “canlı (!) dinozorların araştırılması” uzmanlar Kongo’nun Likoula bölgesini dört hafta boyunca araştırdılar. Maalesef yine eli boş döndüler. Yeni kaşifler şüphesiz yaşayan dinozorları aramaya devam edecek.

Yaylı Topuklu Jack

19. yüzyılda Londra gecelerinde ortaya çıktı, kurbanlarında korkunç çizikler ve hatıralar bıraktı ve yakalanmadan önce insanüstü yeteneklerle kaçtı.

Topuklu Jack vakası, Victoria İngiltere’sinden çıkan en şaşırtıcı vakalardan biridir ve hiçbir zaman çözülmemiş yahut tam olarak açıklanmamıştır. Anlatılanlara göre saldırılar 1837’de Londra’nın güneybatısında başladı. Bir bar işçisi olan Polly Adams, o yılın Eylül ayında Topuklu Jack tarafından saldırılan üç kadından biriydi. İddiaya göre saldırgan arkadaş kurbanın bluzunu yırttı ve demir tırnakları veya pençeleriyle kadının karnını çizdi.

Kurbanlar, hortlağı şöyle resmeder:

  • Erkek gibi ama iğrenç bir yüzü var,
  • Demir benzeri keskin tırnakları veya pençeleri olan,
  • Uzun, ince ve güçlü,
  • Parlak gözlü,
  • Ağzından mavi alevler saçan,
  • Dar beyaz bir takım elbisenin üzerine koyu bir pelerin ve bazılarına göre bir miğferle süslü,
  • İnanılmaz yüksekliklere ve mesafelere zıplayabilen,

Saldırılar 1838’in başlarına kadar devam etti ve Londra Belediye Başkanı’nın durumu bir kamu sıkıntısı olarak ilan edip arayışlara başladı ancak hepsi başarısız oldu.

1850’lerde, 60’larda ve 70’lerde görüldüğüne dair söylentiler devam etti. Bu vakalarda görünüşüyle ​​insanları korkuttuğu, ordudaki nöbetçileri pata küte tokatladığı ve onu yakalamaya çalışanların şaşkınlığa ve hüsrana uğradığı söylenir. İlginç bir şekilde, yüzüne kustuğu mavi alevleri ile geçici kör bıraktığı 18 yaşındaki Lucy Scales dışında kimseyi öldürmedi veya ciddi olarak incitmedi.

Topuklu Jack kim veya neydi? Muhtemelen asla bilemeyeceğiz ve modern zamanların en gizemli yaratıklarından biri olarak kalacak.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.