Monarşi Hakkında Ödev Arayanlar Baksın!

Monarşi, bir hükümdarın devlet başkanı olarak ülkesini yönettiği bir yönetim şeklidir. Saltanatın bir başka adı da denebilir. Seçim dışı yöntemler tercih edilir. Bu hükümdar, dilimizde; kral, imparator, şah, padişah, prens, emir, kağan, hakan gibi çeşitli adlar tercih edebilir. Monarşiyi diğer yönetim şekillerinden farklı kılan en mühim özellik, devlet başkanının yetkisini yaşamı süresinde elinde tutmasıdır. Hükümdar vefat ettikten sonra onun soyundan biri başa gelebilir (bu; oğlu, kardeşi gibi biri olabilir). Yani yetki genellikle babadan oğula devam eder. Babadan oğla nesildirler. Demokrasilerde ise devlet başkanı seçimle göreve gelir. “Monarşi” sözcük olarak dilimize Fransızca Monarchie kelimesinden gelmektedir. Cezalandırma ve bağışlama yetkileri sadece hükümdarın inisiyatifindedir. Otoritenin bir kralın veya bir imparatorun elinde olduğu yönetim türüdür denilebilir.

Kelimenin kökenine inilip bakılırsa monarşi bir kişinin yönettiği bir devlet idare şeklidir. Gerçekte ise bu terim, iktidarın aynı aile soyundan geçmesi ve devamı biçiminde nitelendirilebilecek bir yönetim biçimini tanımlar.

wttw_1339797691

Monarşi, uzun süreler boyunca, yeryüzündeki en yaygın yönetim şekliydi. Bunlar çoğu zaman, geleneksel tanıma en yakın, tanrısal hakka temellenen monarşilerdi: prens, iktidarı tek hakim güç olarak elinde tutardı ve Tanrı’dan başka kimseye hesap vermek zorunda olmadığına inanırdı, zira otoritesini Tanrı’dan aldığına inanmaktaydı. 

Aslında, bu tip yönetim hiçbir zaman tam anlamıyla hayata geçirilemedi. Gerçekten, en baskıcı hükümdarlar bile, yetkilerinin bazılarını; zengin ve güçlü soylular, etkili din adamları gibi kişilere karşı kollamak zorundaydılar; üstelik ulaşım ve haberleşme imkanlarının yavaşlığı da onları, uzak bölgelerdeki topraklarını başkaları eliyle yönetmeye itiyordu. Bununla beraber otorite, kralın yahut danışmanlarının elinde toplanmıştı ve halk alınan kararlara müdahale edemiyordu. Birçok ülkede toplumsal ve siyasal gelişim, özellikle XVIII. yüzyıl sonlarında, Meşrutiyet adı verilen yeni bir tür monarşinin doğuşuna yol açtı: artık hükümdarın yetkileri, yazılı bir anayasa ile sabitlendi ve sınırlandı. Bu monarşi genellikle «parlamenter» dir ve demokrasiye pek yakındır denilebilir: kral, devletin simgesi olarak durur, ancak yürütme yetkisini bir hükumete devreder. Hükumet de halk tarafından seçilmiş bir millet meclisinin kararlarına uymak zorundadır. Söz gelimi Hollanda, Danimarka, Birleşik Krallık, İspanya, İsveç ve Belçika’da bugünkü şartlar kabaca böyledir.

Bir önceki yazımız olan Tutankamon Hakkında Bilinmeyenler başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir