Orhun Abideleri Hakkında Bilgi

Uygun fiyatlı sosyal medya yönetim ve danışmanlık hizmeti DMM TURKEY ile başarıyı yakalayın.

Orhun ya da Köktürk (Göktürk) Yazıtları olarak da bildiğimiz; Türk tarihinin ve edebi hayatının en eski ‘kaya üstü’ yazılı eserleri-kaynakları, Orhun alfabesi ile Bilge Kağan’ın yeğeni Yolluğ Tigin tarafından tarihe kazınır. Seneler 1889’u gösterdiğinde Moğolistan’ın Orhun Vadisinde bulduğumuz bu abidelere sonsuza kadar kalması dileği ile “Bengü Taşlar” denmektedir. II. Göktürk Kağanlığı’na tarihlenen bu kıymetli eserlerin yazılış tarihleri MS. 8. yüzyılın başlarına gitmektedir. Kül Tigin Yazıtı 732’de, Bilge Kağan Yazıtı ise 735 yılında işlenir. Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen tarafından, Rus Türkolog Vasili Radlof’un da yardımıyla 1893 yılında deşifre edilmişlerdir. Dilimizin çözümlenebilmiş ilk yazılı örnekleridir. Vezir Bilge Tonyukuk Yazıtı (716), Kültigin Yazıtı (732) ve Bilge Kağan Yazıtı (735) olmak üzere 3 adettir.

Orhun abideleri hakkında bilgi

Türk ve Türkçe ismi, ilk kez Doğu Göktürkler dönemine ait bu yazıtlarda geçer. Nuharrem Ergin’in Orhun Abideleri isimli kitabında detaylara ulaşabilirsiniz. Mogolistan’in Orhun – Yenisey vadisinde bulunan yazıtlar, Süleyman Demirel zamanında korumaya alınır. Orhun yazıtları, İkinci Doğu Türk Kağanlığının ilk elden, özetle bilge kağan ile devlet idarecisi Tonyukuk tarafından yazılmış askeri tarihi gibidir. Türklere ait ilk yazılı belgelerin M.S. 750’ler gibi nispeten geç bir tarihe ait olması ise ayrı bir tartışma konusudur. İskenderiye Kütüphanesinin kurulmasından 1000, Ayasofyanın inşa edilmesinden 250 yıl sonra olması tartışmaları alevlendirmektedir.  İngilizce kaynaklarda “Orkhon Inscriptions” olarak görülebilir. Google Earth koordinatları ise şu şekildedir: 47°33’38.22″n 102°50’25.45″e

Tarihi Orhun Yazıtları, günümüze kadar hiçbir değişim geçirmeden gelmiş, Ayasofya ise defalarca değişim ve restorasyon geçirmiştir. Dolayısıyla göçebe bir kavimden zorlu kış koşullarının hüküm sürdüğü topraklarda “Ayasofya” beklemek hayalcilik olur.

Belirttiğimiz gibi edebiyatımızın ilk yazılı kalıntıları olan 38 harfli Göktürk Alfabesi ile işlenen bu ilk kaynaklar; sağlam cümle yapısı, zengin sıfat ve fiilleri, köklü ve güçlü tamlamalarıyla Türk yazı dilinin ilk adımlarını miladın ilk asırlarına dayandırabilecek kalıntılardır. Anıtlara giden 50 km’ye yakın yol ise henüz tamamlanabilmiştir. Yazıtlarda bol bol özeleştiri görülür. Yaşanan acıların sorumlusu olarak kimi zaman Çin, kimi zaman Türk halkı, kimi zaman ise kağanlar ve beyler gösterilir. Okumak isteyenler tüm metne buradan ulaşabilir.

Uygun fiyatlı sosyal medya yönetim ve danışmanlık hizmeti DMM TURKEY ile başarıyı yakalayın.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İletişim
Kategoriler