Özerklik Hakkında Merak Ettikleriniz

Yönetim yetkilerinin bir bölümünün yerel seçilmiş-temsili yapılara devredilmesi olarak kısaca özetlenebilecek “demokratik özerklik”, yereli güçlendirme, halkı söz ve karar sahibi kılma felsefesiyle hareket eder. Halkın karar mekanizmalarına sorusuz olarak iştirak edebilmesi için demokratik katılımcılığı ısrarla savunur ve tüm yerel birimlerde meclis sistemini esas alır, kültürel farklılıkların özgürce ifade edildiği bölgesel ve yerel bir yapılanmayı savunur.

Özerklik dereceleri ve biçimleri birbirinden farklı birçok özerk bölge bulunuyor: Finlandiya’nın Aland Adaları, Danimarka’nın Faroe Adaları, İspanya’da Galiçya, Bask ve Katalunya’nın öne çıktığı ayrı özerklik dereceleri bulunan 17 ayrı bölge, 1999’da kendi parlamentosunu seçen İskoçya, İtalya’da özerk konumu bulunan vergi gelirleri açısından en zengin bölgesi Güney Tirol, Portekiz’de Azor Adaları ve Madeira, Belçika’da üniter devlet statüsünden federal sisteme geçilmesiyle tanınan ancak Valon ve Flamanlarla eşit statüde olmayan Alman Bölgesi, Moldovya’da Gagavuz bölgesi, Ukrayna’da Kırım.

Özerk

“Bayrak” ve “Resmi Dil” tüm “Türkiye Ulusu” için geçerli – sabit olmakla beraber her bölge ve özerk birimin kendi renkleri ve sembolleriyle demokratik öz yönetimini oluşturmasını öngörür. Bölgelerin her biri, o bölgenin özel adı veya bölge meclisinin yetki sınırları içinde bulunan en büyük ilin adıyla anılabilir. Bu tip özerklik modelinde illerdeki valiler, hem merkezi yetkili hükumetin hem de bölge yürütme kurulunun benimsediği kararları uygulamakla yükümlüdür.

Bakanlıkların taşra teşkilatları da aynı prosedüre tabi olacaklardır. İl Genel Meclisleri, Belediye ve Muhtarlıklar gibi diğer idari yapılar varlığını korumaya devam edeceklerdir.”

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir