Safevi Devleti Hakkında İlk Kez Duyacağınız Bilgiler

1501 senesinde Türkmen kökenli anne babadan Dünyaya gelen meşhur Şah İsmail tarafından tarih sahnesine çıkarılan, yıkıldığı tarih olarak ise 1736 verilen Safevilerin, İran bölgesini modern Dünyaya taşıdığı, İran ulus devletinin temelini attığı iddia edilebilir. 235 sene müddetince, İran, Irak, Azerbaycan, Ermenistan, Afganistan, Türkmenistan ve Güneydoğu Anadolu topraklarında hüküm sürerler. Şah İsmail (1501 – 1524) şiirlerinde ve yazılarında Türkçeyi kullanmaya özen göstermiş, saltanat yıllarında ise Uygur alfabesini tercih ederek Türklüğünü her mecrada öne çıkartmıştı. Safeviler; İran coğrafyasında yaşamalarına rağmen Türk diline ve kültürüne Osmanlı’ya nispeten çok daha yakın dururlar.  Şiiliğin İmamiye kolunu benimsemeleri, İran’ın günümüze kadar sürecek kendine özgü dinsel yapısının temellerini attı. Safevi devleti, İslamiyette Şiiliği resmi mezhep olarak kabul eden ilk devlettir.


Safevi isim olarak Şah İsmail’in dedesi Şeyh Sefiyüddin’den gelmektedir. Türkmen boylarının desteğiyle kurulan Safeviler Şii mezhebini devletin resmi ideolojisi olarak kabul edecektir. Osmanlı Devletinin asi ilan ederek dışladığı Alevi Türkmenlerin vergi düzeninin de adaletsizliği ile Şah İsmail’in yanında yer bulması Osmanlı ile Safevileri karşı karşıya getirir. Şah İsmail Şahkulu Baba’yı Anadolu’daki halefi olarak ilan edecektir. Şahkulu isyanı (1511) Anadolu’daki Alevi sorununun temellerini atar.

İsyanın sorumlularını cezalandırmak isteyen Yavuz Sultan Selim, büyük bir tehdit unsuru olarak gördüğü Şah İsmail’i ortadan kaldırmak için yola çıkar ve beş ayda Çaldıran Savaşının yaşandığı Çaldıran Ovası’na varır. Tarihler 23 Ağustos 1514’ü göstermektedir. Mektuplaşmalarında dikkat çekici bir detay mevcuttur. Yavuz Sultan Selim Şah İsmail’e yazdığı mektuplarda Farsça, İran-Fars Hükümdarı Şah İsmail ise Türkçe dilini mektuplarında kullanır. 23 Ağustos 1514’de yaşanan Çaldıran Savaşı Osmanlı galibiyeti ile sonuçlanır. Çaldıran Savaşının kazanılması ile Erzincan, Bayburt ve Kemah Kalesi Osmanlı hakimiyeti altına girer. Arap ve Fars kökenli kişlerin Safevi devleti idarelerindeki etkinlikleri, Çaldıran mağlubiyeti sonrasında artmaya başlar.

Çağdaşı Osmanlı Saraylarında Türk dili hakir görülerek Arapça Farsça karışımı Osmanlıca konuşulup yazılırken, Safevi saraylarında duru bir Türkçe konuşuluyor ve edebil dil olarak kullanılıyordu. Böyle bir devletin cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 büyük Türk devleti arasında olmayışı ne acıdır.

Durumu kabullenmeyen Türkmenler daha önce Osmanlı’ya başkaldırdığı gibi kendi devletlerine karşı da meydan okumaya başlarlar. On beş yıl sürecek bu asilik hareketiyle beş Fars vezir Türkmenler tarafından katledilir. Fars nüfuzunun artışıyla da tüm devlet Farslaşmaya başlayacaktır. Şah İsmail’in 1524’deki ölümünün sonrasında tahta oğlu Tahmasp geçer. Farslaşmaya engel olamayanTahmasp’ın 1576’daki ölümünden sonra Safeviler cihan devleti olmaktan ziyade zayıf bir devletçik haline gelecektir.

Şah Abbas döneminde Türk kimliği kaldırılarak İranlılık ön plana çıkarılacaktır. Günümüzde İran nüfusunun neredeyse yarısını meydana getiren Türkmenlerin kökeni Safevi Devletine dayanır. Şah Abbas’tan sonra tahta geçen oğlu Safi Mirza ile git gide zayıflayan devlet Zend hanedanı kurucusu Kerim Han’ın iktidarı ele geçirmesi ile 1760’da resmen son bulur.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir