Tan Gazetesi Olayı Hakkında Bilgiler

Tan gazetesini yayımlamakta olan Serteller, demokratik hakları savunan bir dergi çıkarmak üzerinde fikir birliğine varırlar. Görüşler adıyla çıkması planlanan bu derginin ilk sayısı 1 Aralık 1945’te paylaşılır. Kapakta Adnan Menderes, Celal Bayar, Fuat Köprülü, T. Rüştü Aras, Cami Baykurt ve Sabiha Sertel’in fotoğrafları basılır. Tan gazetesinden daha muhalif bir çizgide ilerleyen dergi kısa sürede genişçe bir okur kitlesine sahip olur. İkinci sayıda Zekeriya Sertel’in kaleme aldığı “Zincirli Hürriyet” başlıklı yazı basın özgürlüğüne eleştiriler getirmektedir. Bu ve benzer yazılar, başkentte büyük yankılar uyandırır. Tan, Görüşler Dergisi ve Yeni Dünya gazetesinin dağıtılmaması, memur ve öğrencilerin bunları almaması istenir. Tan’a yazılar yazan CHP’li vekiller partiden atılır. Bayar ve arkadaşları Görüşler’e yazı göndermeyeceklerini ifade etseler de olanlar olur.


Tanin’de Rusya ve Bolşevikler aleyhinde yazdığı yazıların dozunu iyice artıran Hüseyin Cahit 3 Aralık 1945 tarihli yazısında: “Kalkın ey ehli vatan, bir vatan cephesine lüzum vardır!” demesi, gençleri sokaklara dökmeye yeter. Bütün sayfayı büyük puntolarla kaplayan yazının ertesi günü, 4 Aralık’ta üniversite talebeleri bir araya gelerek Tan gazetesinin Cağaloğlu’ndaki binasına doğru yola çıkarlar. Bu esnada yol üstünde bulunan sol yayınlar sattığı bilinen A.B.C. Kitabevi’ne saldırırlar. Tan o günlerde Türkiye’nin en ileri rotatifine sahipti. Tan gazetesinin ise altını üstüne getirirler. Tan gazetesiyle beraber Yeni Dünya gazetesi, Berrak Kitabevi ve La Turquie’de saldırganların hedefi olur. Böylece, CHP gençlik teşkilatlarının desteği ve teşvikleri ile yapılan “Komünizmi Tel’in” toplantılarıya, sol muhalefet basının da etkisiyle önemli ölçüde bastırılır. Yıkıcı saldırılar sonunda Tan gazetesi kendiliğinden kapanmak zorunda kalacak, yayın hayatına son verecektir. Bu olay Türk basının II. Abdülhamit’ten bu yana karşılaştığı en yıkıcı ve sarsıcı eylem olarak kayıtlara geçer.

“Komünizme Ölüm”, ”Kahrolsun Komünistler, kahrolsun Serteller”, “Ne faşistiz, ne komünistiz, demokrat vatanseverleriz” ve “Allah Allah” sloganlarıyla ilerleyen sağcı grupların saldırılarında; gazetenin idari bölümüyle baskı makineleri tahrip edilerek yağmalandı. Sovyet hükumeti, bu hadiseyi hükûmetin tertiplediğini düşünerek olayın Sovyetler’e yönelik bir saldırı olduğunu ileri sürerekv Türkiye’ye bu konuda bir nota verdi. Serteller ise “Meclisin ve hükûmetin manevi şahsiyetlerine hakaret” ile ilgili 159. ve 173. maddelerinden ceza aldılar.

İstanbul’da sıkıyönetim görevde olmasına karşın göstericilerden yargılanıp mahkum olan olmadı. Olaya karışanlar hakkında idari bir işlem yapılmadığı gibi, ortalık sakinleştikten sonra Sertel çifti önce polis tarafından izlenmeye alındı, devamında ise tutuklandı. Dört aylık tutukluluk sürecinin sonrasında mahkemenin vereceği 1 yıl hapis cezası temyizde bozulunca serbest kalacaklardır. Serteller bu olay sonrasında Türkiye’de gazetecilik yapamadılar, 9 Eylül 1950’de ise yurt dışına çıktılar. Bu ve benzer olaylardan sonra hem DP hem de CHP iktidarları döneminde sol düşüncelere karşı ortak ve baskıcı bir politika takip edilmiş, sol görüşlü partiler ve sendikalar birer birer kapatılmıştır.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir