Vecihi Hürkuş Hakkında Bilinmeyenler

vecihi hürkuş16 Temmuz 1896’da İstanbul’da dünyaya gelen mühendis ve pilot Vecihi HÜRKUŞ; Tayyareci Vecihi olarak da bilinmekte, havacılık tarihimizin en mühim şahsiyetlerinden birisidir. Kırmızı şeritli İstiklal Madalyası sahibi de olan Hürkuş, uçak düşüren ilk Türk pilotumuzdur. Katıldığı I. Dünya Harbinde yaralanınca İstanbul’a dönüp Yeşilköy’deki Tayyare Mektebi’ne katıldı ve pilot rütbesiyle mezun oldu. Vecihi Hürkuş, Dünya Savaşı’nda pilot brövesi alarak çalışmaya devam etti, 7. Tayyare Bölüğünde Ruslara karşı Kafkas cephesindeki çatışmalara katılarak Rus uçağı da düşürür.


Hazar Deniz’inde bulunan Nargin Adasından yüzüp yüzüp İran üzerinden Azeri Türklerinin de yardımlarıyla kurtulmayı başarmış ve Rus esaretinin sonrasında ülkemize dönerek Yeşilköy’deki 9. Harp Tayyare Bölüğünde 1918 senesinde yeniden görev bulmuştur. İnönü ve Sakarya muharebeleri esnasında çok başarılı destek ve keşif uçuşları yapar, burada da bir Yunan uçağını düşürür. Kurtuluş Savaş’ının ilk ve son uçuşunu yapan pilotumuzdur. 1916-67 seneleri arasında 102 farklı uçak ve 30 bin saatlik uçuşla bir rekorun da tek sahibidir. Meclisimiz tarafından üç kez takdirname alan ilk kişidir.

Vecihi Hürkuş Hakkında Bilinmeyenler

Ganimet Yunan uçak motorlarından faydalanarak ilk projesini hazırlayıp ilk uçağı Vecihi K VI’yı ortaya çıkarsa da uçuş müsaadesi ve sertifikası alamaz. Vecihi Hürkuş, yurtiçi ve dışında pek çok farklı projede görev buldu ve uçaklar üreterek modifiye etti. İlk kadın pilotumuz Bedriye Gökmen dahil olmak üzere, çok sayıda pilot yetiştirdi. Ülkemizdeki ilk özel hava yolunu teşkil etse de bir gün havameydanına geldiğinde Ziraat Bankasından kredi ile aldığı tüm tayyarelerin baltalarla parçalandığını göreektir. Sonrasında THY kurulur. Olay hasır-altı edilerek gizlenir. Elindeki son uçağını da MTA emrinde kullanarak G.Doğu Anadolu’da maden aradı ve zor doğa koşullarında çalıştı. Hayatının son anlarında; vatana hizmetten dolayı kendisine bağlanmış çok yetersiz maaşına dahi haciz konacaktır.

Atatürk’ten sonraki İnönü ve DP idarecileri; ABD ve Marshall yardımlarının gereği olarak tüm uçak fabrikalarını kapatır. Mevcut siparişleri iptal ederek özel girişimleri iflas ettirir ve lisanslarını da ellerinden alır. Üretimleri-yabancı memleketlere uçak satmalarını çıkardığı kanunlarıyla yasaklar. Tüm altyapısına el konarak uçuş okulları kapanır. Yerli havacılığı ısrarla savunan tüm yöneticiler görevden alınır. Dönemin medyası (aynen yerli otomobilimiz Devrim‘de olduğu gibi) yerli uçak imalatçılarını kıyasıya eleştirip Fransız, İngiliz ve ABD şirketlerini göklere çıkarır.

1925 yılında, bizzat imal ettiği tayyaresiyle İstanbul’dan İzmir’e  durmadan uçmuş ancak testlerinin yapılmamış olması ve insan hayatını tehlikeye sokabileceği sebebiyle 15 gün ev hapsi cezası almış. 1930 senesinde yine kendi uçağıyla İstanbul’dan Ankara’ya izinsiz olarak uçmuş, yeniden cezası gündeme geldiğinde, söktüğü uçak parçalarını trenle Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’tan aldığı izinle Çekoslavakya’ya götürmüş. Orada uçağını tekrar toplamış; iyice inceletmiş, sağlam bir uçak olduğuna dair belgesini de alarak yurda uçakla dönmüş. Gülen Gözler filminde izlediğimiz Şener Şen’e isim olarak esin kaynağıdır. Prag’daki teknik inceleme heyeti, Vecihi Bey’in uçağına ‘dünyanın en kaliteli spor uçaklarından biridir‘ notuyla tam lisans verecektir. Vecihi, Prag’dan başarıyla dönüşünü lisans edindiği uçağıyla 2 bin km uçarak yapar atlamadan tekrar hatırlatalım!

1937 yılında uçuş mühendisliği tahsili için gittiği Almanya’daki okulunu üstün başarı ile 1,5 senede bitirir ve diplomasını alır. Devlet bunu da hediyesiz bırakmaz: “1,5 yılda mühendis olunamaz!” diyerek diplomayı reddederler! Danıştay’da açtırdığı davasıyla diplomasını kabul ettirir Vecihi Hürkuş.

Havacılık tarihimizdeki neredeyse tüm ilkleri tek başına zor koşullar altında başaran Vecihi Hürkuş, İtalyanların işgali altında olan Kuşadası’na zorunlu inmiş, bir Yunan tayyaresini, bölgeye sızma yoluyla girerek karadan Türk bölgesine kadar itmiş, sonrasında kısıtlı zaman içinde yarım yamalak tamirle uçağını Akhisar’a getirerek TSK’ya hediye etmiştir. Türk havacılık tarihinin sembolü Vecihi Hürkuş gibi böylesine önemli bir ismin hiçbir havameydanına verilmeyecek olması ilginç bir olaydır. Ankara’da anılarını yazdığı sırada bir kaza sonrasında beyin kanamasından komaya girdi. Gözü ve kalbi göklerde kalan Vecihi Hürkuş, insanlığın aya ayak bastığı 16 Temmuz 1969 gününde Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastahanesinde hakka yürüdü.

One Response
  1. 10 Ocak 2018

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir